Türkiye'deki Alman firmaları tedirgin

Türkiye’deki Alman firmaları tedirgin

Türkiye ile Almanya arasındaki siyasi gerginlik iş dünyasında huzursuzluğa yol açıyor. Alman şirketler Türkiye’deki siyasi ortamın yeni yatırımlar konusunda önemli riskler barındırdığı görüşünde.
 
Siemens, Daimler ya da Eon… Alman firmaları için yaklaşık 80 milyon nüfusa sahip Türkiye büyük bir pazar anlamına geliyor. Alman firmalarının 6 bin 800’ünün Türkiye’de üretim tesisleri var. Bu tesislerin maddi değeri 9 milyar euro ve yaklaşık 140 bin kişi istihdam ediyorlar.
 
BASF firmasının Türkiye’de altı kentte üretim tesisleri ve 800 çalışanı var. Bir süre önce Türkiye’nin, aralarında BASF’ın da bulunduğu 680 Alman şirketinin adının yer aldığı bir liste oluşturduğu ve listedekilerin teröre destek ile suçlandığı iddiası Alman şirketleri arasında huzursuzluk yaratmıştı. Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ Temmuz ayında yaptığı açıklamada, listeyle ilgili bir “iletişim hatası” yaşandığını, Alman şirketlere yönelik herhangi bir soruşturmanın söz konusu olmadığını söylemişti. Ancak bu gelişme yine de BASF gibi Alman firmalarını tedirgin etti.
 
BASF Yönetim Kurulu Başkanı Kurt Bock, Alman Haber Ajansı’na (dpa) yaptığı açıklamada, “Bu, Türkiye’ye duyulan güveni artıran bir olay olmadı. Herkes bilir ki, yatırımlar için istikrarlı temellere ihtiyaç vardır. Hukukun ve yasaların tanınması da bunun bir parçasıdır” diye konuştu.
 
Alman Sanayi Birliği Başkan Yardımcısı Thomas Bauer de Türkiye’deki gelişmelerden endişeli. Aynı zamanda Bauer inşaat şirketinin yöneticisi olan Bauer, Alman Ekonomi Haber Ajansı’na (DPA-AFX) yaptığı açıklamada, “Elbette yarın ne olacağı sorusu soruluyor. Çünkü Türkiye’de başına buyruk bir rejim var” diyor. Türkiye’ye karşı yaptırımlar uygulanması ya da seyahat uyarısı yapılması olasılıklarının önemli bir risk olduğunu belirten Bauer, “Mevcut işler aynen devam ettiriliyor. Ama ileriye dönük bakıldığında Türkiye cazibesini yitirdi. Şu an işadamı olarak Türkiye’de firma satın almam” dedi.
 
Yapı malzemeleri üreten ve Türkiye’deki Akçansa şirketiyle ortak olan Alman HeidelbergCement şirketi de Türkiye’ye yeni yatırımlar konusunda temkinli. Şirket Yönetim Kurulu Başkanı Bernd Scheifele uygun fırsatlara rağmen şu an yeni firma satın alınmasının planlanmadığını söylüyor.
 
Alman Sanayi ve Ticaret Odası (DIHK) Dış Ticaret Sorumlusu Volker Treier de Türkiye konusunda iyimser değil. Treier, “Siyasi durum değişmezse, Alman firmalarının yeni yatırımlar yapmasını düşünebilmek mümkün değil” diyor.
 
Hermes garantileri huzursuzluğu
Almanya ile Türkiye arasında ticaret 2016 yılı ortasından itibaren güçlü bir biçimde azalma gösterdi. Alman Sanayi ve Ticaret Odası’nın (DIHK) verilerine göre bu yılın ilk yarısında Almanya’dan Türkiye’ye ihracatta yüzde 10’luk düşüş kaydedildi. DIHK dış ticaret sorumlusu Treier, bu düşüşün devamı halinde, Alman ihracatında 2 milyar euroluk bir delik oluşacağını vurguladı.
 
Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’in, Türkiye’ye karşı alınabilecek önlemler arasında saydığı, Hermes garantilerinin gözden geçirilmesi konusu da Alman şirketler tarafından yakından takip ediliyor. Bu garantilerle Alman devleti, Alman firmalarının Türkiye’deki yatırımlarını güvence altına alıyor. Hermes garantilerinin devre dışı kalması durumunda Alman şirketlerinin yatırım isteklerinin daha da azalacağı tahmin ediliyor. Son olarak Yeşiller Partili milletvekili Özcan Mutlu’nun soru önergesine hükümetin verdiği yanıt, bu garantiler konusunda henüz bir adım atılmadığını ortaya koymuştu.
 
Büyüme rakamları
Alman Sanayi Birliği Başkan Yardımcısı Thomas Bauer, iki ülke arasındaki tüm gerginliğe rağmen günlük iş ilişkilerinde pek değişen birşey olmadığını belirtiyor.
Türkiye’den açıklanan resmi istatistikler de bu tabloyu doğruluyor. Resmi verilere göre Türk ekonomisi tüm olumsuzluklara rağmen yılın ikinci çeyreğinde yüzde 5’ten fazla büyüyerek, darbe girişimi öncesi dönemi bile gölgede bıraktı. Ancak iktisatçıların Türkiye’den gelen büyüme rakamlarının doğruluğu konusunda şüpheleri var.
 
Commerzbank uzmanlarından Lutz Karpowitz, “Bu bilgilerin siyasi olarak etkilendiği görüşündeyim” diyerek şüphesini dile getiriyor. Manipülasyon yapıldığı konusunda kanıtları olmadığını söyleyen Karpowitz, ancak şüphe duymak için iyi gerekçelerin olduğu görüşünde. Uzman, denetlenebilir uluslararası rakamlarla kıyaslandığında
Türk turizm sektörüne dair resmi rakamların yanısıra yatırımlar konusundaki bilgilerin de inandırıcı olmadığını söylüyor.
 
Türk siyasetindeki huzursuzlukların Türk ekonomisinde iz bırakmaksızın geçip gitmediği, Türk Lirası’nda da görülüyor. Darbe girişiminden bu yana Türk Lirası Euro karşısında üçte bir değer kaybetti. AB ile siyasi gerginlik bu düşüşün devam etmesine neden oldu. Ağustos ayında Türk Lirası’ndaki düşüş rekor seviyeydi. Türkiye için Lira’nın zayıflaması olumsuz bir gelişme. Bu durum Türk ihracat ürünlerinin dünya pazarındaki rekabet gücünü artırsa da, diğer yandan ithalatın pahalanmasına neden oluyor. Ve Türkiye uzun süredir ihraç ettiğinden daha fazlasını ithal ediyor. (Kaynak:DW)
 
ha-ber.com
 

BM'nin kara listesinde Türkiye de var

BM’nin kara listesinde Türkiye de var

Birleşmiş Milletler ile işbirliği yapan insan hakları savunucularına baskı uygulayan ülkelerin sayısının rekor seviyeye ulaştığı açıklandı. BM, 29 ülke içinde Türkiye’nin de olduğunu duyurdu.
 

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, aktivistlere BM ile işbirliğine gittikleri için misilleme yapan ülkelerin isimlerini açıkladı.
BM İnsan Hakları Konseyi tarafından yayımlanan ve 1 Haziran 2016 ile 31 Mayıs 2017 tarihleri arasında toplanan bilgilerle hazırlanan yıllık raporda belirtilen 29 ülkeden biri de Türkiye.
 
Asıl sayı açıklanmadı
Raporda, BM İnsan Hakları Konseyi ile iletişim kurdukları için hükümetler tarafından cezalandırıldıkları belirtilen insan hakları savunucularının gerçek sayısının daha fazla olduğu, ancak gizlilik ya da mağdurların güvenliği nedeniyle birçok aktivistin listeye dahil edilmediği açıklandı.
 
BM’nin 2010’dan bu yana her yıl yayımladığı raporda daha önce ülke sayısı bakımından 20’nin üzerine çıkılmamıştı.
 
Yapılan misillemeler
Bu yılki raporda, aktivistlere yapılan misillemeler arasında, keyfi gözaltılar, işten çıkarılma, ev ya da ofis baskınları, seyahat yasakları, banka hesaplarının dondurulması, işkence, cinsel taciz ve tecavüz gösterildi.
 
Raporda 29 ülkeden vatandaşların yaşadığı mağduriyetler aktarıldı. Rapora giren ülkeler şöyle:
 
Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Burundi, Cezayir, Çin, Eritre, Fas, Güney Sudan, Hindistan, Honduras, İran, İsrail, Küba, Meksika, Mısır, Moritanya, Özbekistan, Myanmar, Pakistan, Ruanda, Sri Lanka, Sudan, Suudi Arabistan, Tacikistan, Tayland, Türkiye, Türkmenistan, Umman ve Venezeula.
 
Türkiye’den Osman İşçi de raporda
Raporda yer verilen Türk vatandaşı ise İnsan Hakları Derneği’nden (İHD) akademisyen Osman İşçi. Raporda İşçi’nin, 2016 Aralık ayında KHK ile Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’ndeki görevinden PKK bağlantısı şüphesi nedeniyle uzaklaştırıldığı belirtilerek, bu durumun İşçi’nin Kasım 2016’da Türkiye’yi ziyaret eden BM Düşünce ve İfade Özgürlüğü Özel Raportörü David Kaye ile birlikte yaptığı çalışmalarla bağlantılı olduğu endişesine yer veriliyor.
 
Türk hükümetinin ise İşçi ile ilgili açılan disiplin soruşturmasının Kaye ile yaptığı çalışmalar ya da insan hakları savuncusu olarak gerçekleştirdiği faaliyetlerle ilgisi olmadığı yönündeki yanıtı da raporda yer aldı.
 
Raporda, İşçi’nin Ocak 2016’da yayımlanan Barış İçin Akademisyenler bildirisini imzalayanlar arasında olduğu hatırlatıldı.(Kaynak:DW)
 
ha-ber.com
 

Almanya’da Türkçe dersleri risk altında

Almanya’da Türkçe dersleri risk altında

Almanya‘da bazı okullarda Türk öğrencilere Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) öğretmenleri tarafından sunulan Türkçe ve Türk Kültürü derslerinin, başkent Berlin’de bazı belediyelerce engellenmeye çalışıldığı bildirildi.
 
Türkiye’nin Berlin Büyükelçiliği Eğitim Müşaviri Cemal Yıldız, yaptığı yazılı açıklamada, bu öğretim yılından itibaren Berlin Mitte ve 2018’in ocak ayından itibaren Friedrichshain-Kreuzberg belediyelerinin dersler için sınıf kullanım ücreti talep ettiğini belirtti. Yıldız, “Berlin’de yaklaşık 40 yıldan bu yana devam eden ve MEB öğretmenleri tarafından Alman okullarında sunulan Türkçe ve Türk Kültürü dersleri risk altında.” ifadesini kullandı.


 
Okullar açılalı iki hafta olmasına rağmen ilgili mercilere yapılan itirazların ve görüşmelerin sonuç vermediğine işaret eden Yıldız, öğrencilerin Mitte Belediyesi sınırları içindeki 17 okulda Türkçe dersine giremediğini kaydetti.
 
Alman basınında yer alan haberlerde de Mitte Belediyesi’nin 2017-2018 öğretim yılında sınıfların kullanılması için yaklaşık 30 bin avro talep ettiği belirtildi.
Berlin’de 100’ün üzerinde okulda 3 bine yakın öğrencinin Türkçe ve Türk kültürü derslerine katıldığı ifade ediliyor.
 
MEB öğrentmeleri tarafından verilen söz konusu dersler, birçok eyalette çok sayıda öğrenci tarafından ilgi görüyor.
 
ha-ber.com

CHP'nin 'Fındık İçin Yürüyoruz' etkinliği 3. gününde

CHP’nin ‘Fındık İçin Yürüyoruz’ etkinliği 3. gününde

Cumhuriyet Halk Partisince (CHP) düzenlenen ve bugün Giresun‘da sona erecek yürüyüşün üçüncü günü başladı.
 
“Fındık İçin Yürüyoruz” adı verilen etkinliğe, CHP’li bazı milletvekilleri ile fındık üreticileri katıldı. Erikliman Mahallesi’nde toplanan katılımcılar, daha sonra Karadeniz Sahil Yolu güzergahında yürüyüşe geçti.
 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da katılımının beklenildiği yürüyüş, saat 18.00’de Atatürk Meydanı’nda gerçekleşecek mitingle sona erecek.
 
ha-ber.com

İsrail'den Avrupalı milletvekillerine engel

İsrail’den Avrupalı milletvekillerine engel

İsrail askerleri, Avrupa Parlamentosundan bir heyeti El-Halil’de 3 saat alıkoydu.
 
İsrail askerlerinin, Avrupa Parlamentosundan bir heyeti Batı Şeria‘nın El-Halil kentinde incelemelerde bulundukları sırada bir binada 3 saat alıkoyduğu bildirildi.

Fetih Hareketi tarafından yapılan yazılı açıklamada, İtalyan ve Yunanistanlı milletvekilleri ile Filistinli gözlemcilerin bulunduğu heyetin eski beldede, Filistinlilerin durumuyla ilgili gözlemlerini sürdürürken İsrail askerlerinin attığı göz yaşartıcı gaz ve ses bombalarına maruz kaldığı, ayrıca bir binada 3 saat alıkonuldukları ve kentte gezmelerine engel olunduğu duyuruldu.
 
Açıklamada, Avrupa ülkelerine, milletvekillerine yönelik tutumundan dolayı İsrail’le ortaklık anlaşmasını askıya alma çağrısı yapıldı.
 
Jerusalem Post gazetesinin 30 Ağustos tarihli haberine göre, İsrail Savunma Bakanı Avigdor Liberman, El-Halil kentinin orta kesiminde yaşayan yaklaşık bin Yahudi yerleşimcinin Ramallah yönetimine bağlı belediyeden ayrılması yönünde karar aldıklarını açıklamıştı.
 
ha-ber.com

İspanya'daki Katalonya krizi sokaktaki gerginliği artırdı

İspanya’daki Katalonya krizi sokaktaki gerginliği artırdı

İspanya‘da, Katalonya’daki bağımsızlık referandumu girişimine ilişkin başta Barselona olmak üzere birçok kentte sokaklara çıkan bağımsızlık yanlıları, protesto gösterileri düzenledi.
 
Ellerinde Katalan bayrakları ile referandumu sembolize eden “Evet” ve “Oy kullanacağız” yazılı dövizler ile oy sandıkları taşıyan göstericiler, jandarmanın operasyon yaptığı binaların önünde toplanarak “Sokaklar her zaman bizim olacak.”, “İşgal güçleri dışarı” ve “Bir adım bile geriye gitmeyeceğiz.” sloganları attı.
Eylemlere en fazla katılım Katalonya özerk yönetimi hükümetine bağlı Ekonomi ve Maliye bakanlıkları binalarının önünde olurken, Ekonomi Bakanlığı binasının üzerine de “Katalonya Cumhuriyeti’ne Hoş Geldiniz.” yazan pankart asıldı.
 
Bu arada İspanya’da ayrılıkçı girişimleriyle bilinen diğer bir özerk yönetim olan Bask bölgesinde de Katalonya’ya destek veren gösteriler düzenlendi.
 
İspanya’nın başkenti Madrid’de ise Katalonya’yı destekleyenlerle İspanyol milliyetçisi gruplar karşı karşıya geldi.
 
Kent merkezindeki Sol Meydanı’nda toplanan ve Katalonya’da jandarmanın yaptığı operasyon nedeniyle İspanyol hükümetini protesto eden gruba, aynı yerde toplanan İspanyol milliyetçisi gruplar sözlü karşılık verdi. Bunun üzerine polis iki grup arasında koridor oluşturarak güvenlik önlemi aldı.
 
İspanya’da yasa dışı ilan edilmesine rağmen 1 Ekim’de bağımsızlık referandumu yapma girişiminde bulunan Katalonya özerk yönetimi hükümetinin kurumlarına yönelik bu sabah operasyon başlatılmıştı. Jandarmanın yürüttüğü operasyonda, Katalonya özerk yönetimine bağlı 9 kuruma baskın yapılmış, 12 kişi gözaltına alınmıştı.

ha-ber.com
 

Katalonya'ya 'demokrasi ve yasallığa geri dönün' çağrısı

Katalonya’ya ‘demokrasi ve yasallığa geri dönün’ çağrısı

İspanya Başbakanı Rajoy, “Biliyorsunuz ki bu referandum artık yapılamaz. Devam etmeyin. Hiçbir meşruluğu yok. Demokrasiye ve yasallığa geri dönün. Daha büyük kötülükleri önlemek için zaman var.” dedi.
 
İspanya Başbakanı Mariano Rajoy, Katalonya özerk yönetim hükümetine çağrıda bulunarak, “Biliyorsunuz ki bu referandum artık yapılamaz. Devam etmeyin. Hiçbir meşruluğu yok. Demokrasiye ve yasallığa geri dönün. Daha büyük kötülükleri önlemek için zaman var.” dedi.
 
Başbakanlık konutu Moncloa‘da kameralar karşısına geçen Rajoy, Katalonya’daki bağımsızlık referandumunu önlemek için jandarmanın gün boyunca yürüttüğü operasyonları ve bununla bağlantılı gelişmeleri değerlendirdi.
 
Katalonya yerel yönetiminden, “bağımsızlık girişimleriyle ilgili tavırlarına son vermesini” isteyen Rajoy, “Bu referandum hiçbir zaman meşru ve yasal olmadı. Ortada olan bir siyasi talep değildir. Bu tamamen bir temel demokrasi meselesidir. İspanya’da hukuk devleti harekete geçti ve geçmeye de devam edecek.” ifadelerini kullandı.
 
İspanya’nın, temel kuralları çiğneyenleri önlemek için gerekli araç ve mekanizmalara sahip bir demokrasi ve hukuk devleti olduğunu son günlerde gösterdiğini belirten Rajoy, her yasa dışılık ve çiğnenen yasaya karşı kararlı, ölçülü ve kuralcı bir cevap geleceğini kaydetti.
 
Rajoy, İspanya hükümetini protesto etmek için insanları sokağa çağıran Katalonya’daki bağımsızlık yanlısı siyasi gruplar ve Podemos’u hedef alarak, “Buradan, sokaklarda istikrarsızlık yaratmaya ve kurumları güçsüzleştirmeye çalışanlara da sesleniyorum. Siyaset hayatının en belirleyici döneminde sadakatsizliğinizi İspanyol halkı karşısında ödemek zorunda kalacasınız.” diye konuştu.
 
İspanya’da Anayasa Mahkemesince yasa dışı ilan edilmesine rağmen 1 Ekim’de bağımsızlık referandumu yapma girişiminde bulunan Katalonya özerk yönetimi hükümetinin kurumlarına yönelik bu sabah operasyon başlatılmıştı. Bu kapsamda Katalonya’daki 41 resmi kurum ve şirkete baskınlar düzenlendi ve 14 üst düzey yetkili gözaltına alındı.
 
Baskınlarda ayrıca referandumda kullanılmak üzere hazırlanan 10 milyona yakın oy pusulası ve seçim kağıdına da el konuldu.

ha-ber.com
 

UEFA Süper Kupa maçı İstanbul'da oynanacak

UEFA Süper Kupa maçı İstanbul’da oynanacak

UEFA Başkanı Aleksander Ceferin, 2019 UEFA Süper Kupa maçının Vodafone Park’ta oynanacağını açıkladı.

UEFA Başkanı Aleksander Ceferin, 2019 UEFA Süper Kupa maçına Beşiktaş’ın stadı Vodafone Park’ın ev sahipliği yapacağını duyurdu.

Ceferin, İsviçre’nin Nyon kentinde yapılan UEFA İcra Kurulu toplantısının ardından 2019 yılındaki UEFA organizasyonlarına ev sahipliği yapacak statları açıkladı.
 
UEFA Başkanı Ceferin, “2019 UEFA Süper Kupa maçına Beşiktaş’ın stadı Vodafone Park ev sahipliği yapacak.” dedi.
 
Beşiktaş’ın maçlarını oynadığı Vodafone Park, 2019 UEFA Avrupa Ligi finaline aday 3 ve UEFA Süper Kupa maçına aday 7 stat arasında yer alıyordu.
Ceferin, İspanya’nın Atletico Madrid takımının maçlarını oynadığı Wanda Metropolitano Stadı’nın ise 2019 UEFA Şampiyonlar Ligi Finali’ne ev sahipliği yapacağını bildirdi.
 
2019 yılında UEFA Avrupa Ligi Finali ise Azerbaycan’ın başkenti Bakü’deki Olimpiyat Stadı’nda yapılacak.
 
Türkiye’de daha önce 2005 yılında Atatürk Olimpiyat Stadı’nda UEFA Şampiyonlar Ligi Finali, 2009 yılında da eski adı Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu olan Ülker Stadı’nda UEFA Kupası Finali oynanmıştı.

ha-ber.com

Steinmeier: Demokrasiye inananlar rehavete kapılmamalı

Steinmeier: Demokrasiye inananlar rehavete kapılmamalı

Almanya Cumhurbaşkanı seçim meydanlarındaki saldırganca davranışları eleştirdi. Steinmeier sağ popülist AfD’nin yükselişine ilişkin olarak ise demokrasi yanlılarını rehavete kapılmamaya çağırdı.

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier meydanlardaki seçim konuşmalarının ıslık çalarak ve konuşmacılara domates atarak sabote edilmesini sert bir dille kınadı. Başkalarının konuşmasını kesmek için mitinge gidenlerin açık tartışma ortamının karşıtları olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Steinmeier “Öfkeye kapılan ya da başka görüşte olanlar başkalarını susturmaya çalışmak yerine çıkıp konuşsunlar” dedi.

Frank-Walter Steinmeier, sağ-populist Almanya için Alternatif (AfD) partisinin adını zikretmeksizin “hayal kırıklığına uğramış ve güvensizlikten pay çıkarmaya çalışan popülistler” ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı “demokratların kendilerini güvende hissetmelerinin hatalı olacağını” belirterek demokrasiye inananları rehavete kapılmamaları için uyardı.

Başbakan Angela Merkel’in seçim konuşmaları sağ gruplar tarafından saldırganca protesto edilmiş ve Merkel’in konuşması engellenmeye çalışılmıştı. “Herkesin konuşma hakkı olduğunu ve fikrini ifade edenin hapsedilmekten korkmaması gerektiğini” belirten Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier “başkasına kulak vermenin kimseye zarar vermeyeceğini” sözlerine ekledi.

‘Demokrasinin geleceği’
Almanya Cumhurbaşkanı Bellevue Şatosu’nda ‘Demokrasinin Geleceği’ adlı toplantıların açılışında konuştu. Buluşmaya, aralarında tanınmış tarihçi, filozof ve siyaset bilimcilerinin de bulunduğu 150 kişi davet edildi. İlk buluşmanın konusu ‘Batı’yı nasıl bir geleceğin beklediği’ idi. Kasım ayındaki ‘fikir ve sanat hürriyetinin savunulması’ konulu ikinci buluşmaya yazar Salman Rushdi’nin de katılması bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier AB ve NATO üyesi bazı ülkelerde özgürlüklerin baskı altına girdiğini, hukuk devleti ve kuvvetler ayrılığı ile vatandaşlık ve insan haklarının inkâr edildiğini söyledi. Steinmeier Batı’nın kendi değerlerini sayısız kez ihlal ettiğini de sözlerine ekledi.

Berlin’deki cumhurbaşkanlığı sarayında düzenlenen buluşmanın katılımcılarından siyaset bilimci Parag Khanna, İsviçre’deki gibi doğrudan demokrasiyi verimli idare ve etkili yönetim ile birleştiren ‘doğrudan teknokrasi’ modelini savundu. ABD’li filozof Susan Neiman ‘adil toplumun’ her şeyden önemli olduğunu söyledi.(Kaynak:DW)

ha-ber.com

Pazar Günü sandık başına giderek oyunuzu kullanın

Pazar Günü sandık başına giderek oyunuzu kullanın

Hristiyan Birlik Partisi Federal Milletvekili, Birlik Partileri Meclis Grubu Uyum Politikaları Sorumlusu Cemile Giousouf önümüzdeki pazar Günü (24.Eylül) yapılacak olan Federal Meclis Seçimleri’ne ilişkin şu çağrıda bulundu:

‘”Değerli Türk Kökenli Seçmenler,
Önümüzdeki pazar Günü (24 Eylül) Almanya’da Federal Meclis Seçimleri var. Bu seçimlerde Federal Meclis üyeleri yeniden belirlenecek.

Yani ülkemize temsil eden, ödediğiniz vergi oranlarından, çocuk bakım yardımına; evde, işte ve sokakta güvenliğinizi sağlayan önlemlerden, iş yaşantınızdan emekliliğinize kadar günlük hayatınıza dair en önemli kararları alacak vekiller meclis koltuğu için yarışacak.  Bu seçimlerin bir diğeri önemi ise yüksek katılımın sağlanması ile sağ popülist, yabancı ve İslam düşmanlığından beslenen partiye geçit vermemek olacak! Ülkemizin çeşitliliğini tehdit olarak gören, söylemlerini giderek daha sağa çeken bu partiye karşı her oy önemli! Bu ülke sizin de vatanınız, oyunuzu kullanarak sağ partinin yükselişine, dur, diyelim.

Oyunuzla sizi tehlike olarak görenleri veya sizi ‘çantada keklik’ görenleri desteklemeyin! Hizmet üreten, istikrar ve büyüme sağlayarak 12 yılda ülkemizi Avrupa’nın en güçlü ülkesi haline getiren partiyi seçin!

İster şehirde ister köyde yaşayın. Siz her yerde güvenli ve iyi yönetilen hizmeti hak ediyorsunuz. Bağlı bulunduğunuz belediyelerde iyi eğitim kurumları, kreşler, anaokulları hastaneler ve uygun konutlar, güvenlik ve güler yüzlü hizmeti sağlamaksa bizim ödevimiz. Tüm bunların teminatı bugüne kadar ki başarılarımız.

Pazar Günü oyunuz daha güçlü ve daha güvenli bir Almanya için olsun!”

ha-ber.com