Suriyeli Kürtler seçim düzenliyor

Suriyeli Kürtler seçim düzenliyor

Kuzey Irak’ta 25 Eylül’de yapılması planlanan bağımsızlık referandumuna dair tartışmalar sürerken, Suriyeli Kürtler de cuma günü ilk yerel seçimlerini düzenlemeye hazırlanıyor.
 
Suriyeli Kürtler, kurmak istedikleri federal sistem doğrultusundaki ilk yerel seçimlerini yarın gerçekleştirecek.
 
Suriye’deki Kürtler, Mart 2016’da ülkenin kuzeyinde kontrol ettikleri bölgelerde üç özerk kanton ilan etmiş, Temmuz ayı sonunda da, bu kantonlarda yerel seçimler düzenleyeceğini açıklamıştı. Türkiye’nin tepki gösterdiği bu adımı Şam rejimi geçen ay “şaka gibi” diye nitelemişti.
 
Suriyeli Kürtlerin gerçekleştireceği seçimlerin üç aşamada yapılması planlanıyor. Cuma günkü ilk aşamada, mahalle ya da nahiye düzeyindeki temsilciler seçilecek. Kasaba ve bölgelerin icra konseyleri 3 Kasım’daki seçimde belirlenecek. 19 Ocak’taki son aşamada ise hem her bir kanton için ayrı meclis, hem de ortak bir parlamento seçilecek.
 
“Amacımız Suriye’den ayrılmak değil”
Mart 2011’de başlayan çatışmalar öncesi ülke nüfusunun yüzde 15’ini oluşturan Suriyeli Kürtler, amaçlarının bağımsız bir devlet kurmak olmadığını belirtiyor.
 
Suriyeli Kürtlerin oluşturduğu Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) Eş Başkanı Salih Müslim, “Bu seçimler, federal sistem ve federal demokrasiyi konsolide etme yönündeki ilk adım” dedi.
Komşu ülke Irak’taki Kürtlerin aksine bağımsızlık hedeflemediklerini ifade eden Müslim, “Biz Suriye’nin bir parçasıyız… Suriye’deki talebimiz ayrılık değil, talebimiz federalizm” diye konuştu.
 
“Seçimler demokratik değil” eleştirisi
ABD merkezli düşünce kuruluşu Washington Enstitüsü’nden Suriye uzmanı Fabrice Balanche, Suriyeli Kürtlerin gerçekleştireceği seçimler ve 25 Eylül’de Kuzey Irak’ta düzenlenmesi planlanan bağımsızlık referandumunu karşılaştırırken şu ifadeleri kullandı:
“Suriye’deki seçimler, ilk adım. Irak’ta ise son adım gibi görülebilir. Her iki olayda da yerel ve uluslararası meşruiyet sağlama amacı var.”
 
Suriyeli Kürt yetkililer, seçimlerin kapsayıcı olacağını belirtse de Kürt muhalefet partilerinin süreci boykot etmesi bekleniyor. Seçimlere sadece PYD öncülüğündeki koalisyon çatısındaki partilerin katılacağını belirten Balanche, “Bu seçimler bir demokrasi simülasyonu olacak. Çünkü çok partili bir sistem ya da özgürlük yok” yorumunda bulundu.
Türkiye, PKK’nın Suriye kolu olarak tanımladığı PYD’yi terör örgütü olarak kabul ediyor. Kuzey Irak’taki referanduma şiddetle karşı çıkan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin Suriye’de bir Kürt devleti kurulmasına da asla izin vermeyeceğini söylemişti.(Kaynak:DW)
 
ha-ber.com

Lafarge’dan IŞİD’e ayda 20 bin dolar

Lafarge’dan IŞİD’e ayda 20 bin dolar

Fransız çimento devi Lafarge’ın Suriye’deki fabrikasında üretime devam edebilmek için IŞİD ve diğer cihatçı örgütlere haraç ödediği, ilk temasın ABD ve Fransa’nın bilgisi dahilinde Gaziantep’te kurulduğu ortaya çıktı.
 
Fransız çimento devi Lafarge tarafından Suriye’de IŞİD’e haraç verildiği resmen belgelendi. Geçen yıl ortaya atılan iddia sonrası Fransa’da başlatılan soruşturma kapsamında ifade veren şirket yöneticileri, Suriye’deki fabrikanın savaşa rağmen üretime devam edebilmesi amacıyla sadece IŞİD değil diğer terör örgütlerine de haraç verildiğini itiraf ettiler.
 
Fransız Le Monde ve Le Canard Enchainé gazeteleri tarafından yayımlanan ifadeler, Suriye’nin Celabiye kentinde bulunan fabrikanın üretime devam edebilmesi için şirketin 2012-2014 yılları arasında El-Nusra ve IŞİD gibi cihatçı örgütlere haraç verdiğini açığa vurdu. İfadeler, savaşa rağmen şirketin Paris’teki ana merkezi, Fransız hükümeti ve Fransız Dışişleri’nin Lafarge’ın Suriye’deki faaliyetlerinin devamı için onay verdiklerini de gösteriyor.
 
İlk temas Gaziantep’te
Paris Savcılığı tarafından “terörün finansmanı” başlığı altında konu hakkında başlatılan soruşturmada bugüne kadar elde edilen verilere göre, Lafarge’ın Suriye’nin Kobane kentine 60 kilometre uzaklıktaki fabrikasının yöneticileri ile Suriye’deki rejime muhalif cihatçı örgütler arasındaki ilk temas Eylül 2012’de Gaziantep’te gizli bir görüşmeyle başladı. Şirketin Suriye fabrikası yöneticileri, Fransız sorgu hakimlerine verdikleri ifadelerde, ilk görüştükleri kişilerin “ABD’nin bilgisi dahilinde, Katar ve Suudi Arabistan destekli” olduklarını söyledi.
 
Gaziantep görüşmesinin ardından şirketin Suriye’deki fabrikasının küçük ortağı olan, Beşar Esad’ın eski Savunma Bakanının oğlu Firas Tlass’a, fabrikaya gidiş gelişlerin engellenmemesi amacıyla terör örgütlerine dağıtılmak üzere Eylül 2012-Mayıs 2014 döneminde ayda 80 bin ile 100 bin dolar arası para verildi. Buna rağmen, Ekim 2012’de fabrikanın dokuz çalışanı bölgedeki Kürt gruplar tarafından rehin alındı. Lafarge serbest bırakılmaları için 200 bin euro ödedi. Rehine krizi fabrikada üretimi durdurmadı, işletmenin kapatılması gündeme gelmedi. Tam tersine, fabrikayı Suriye’deki “en önemli Fransız yatırımı” olarak tanımlayan Fransız hükümeti, kapatılmasına karşı çıktı.
 
IŞİD’e aylık haraç
Lafarge IŞİD’in bölgeye hakim olmasının ardından bu örgüte de aylık haraç vermeye başladı. Fabrika müdürü Bruno Pescheux, ifadesinde IŞİD’e ayda 20 bin dolar verildiğini söyledi. Lafarge ile IŞİD arasında Haziran 2014’te Lafarge’ın savaş nedeniyle yurtdışına gönderdiği yabancı personelin geri dönmesi konusunda bir de gizli görüşme gerçekleşti.
Temmuz 2014’te Kobane’de IŞİD ile Kürtler arasındaki çatışmalar ve IŞİD’in fabrikaya giriş çıkışları yasaklaması nedeniyle üretim durma noktasına geldi. PYD’nin bölgeyi terk etme uyarıları ve BM’nin Suriye’deki terör gruplarıyla her türlü finansal ilişkiye yönelik kararına rağmen Lafarge 9 Eylül 2014’te fabrikada üretime yeniden başladı. Bu amaçla IŞİD’in Halep’teki “valisinden” özel yazılı geçiş izni alındı. Ancak 19 Eylül’de IŞİD fabrikayı basarak ele geçirdi, birçok çalışanı rehin aldı. Rehin alınan iki Hıristiyan, ancak din değiştirip Müslüman olmayı kabul edince serbest bırakıldı.
 
Lafarge, Nicolas Sarkozy’nin Beşar Esad ile yakın ilişkide olduğu 2010 yılında bu ülkenin kuzeyinde, Türkiye sınırı yakınlarındaki Celabiye kentinde 680 milyon dolar tutarında yatırımla dev bir çimento fabrikası kurmuştu.
 
Fransa’daki soruşturma devam ediyor.(Kaynak:DW)
 
ha-ber.com
 

Erdoğan Trump'la görüştü

Erdoğan Trump’la görüştü

Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York’ta ABD Başkanı Trump ile bir araya geldi. Görüşme öncesi Reuters’a röportaj veren Erdoğan, Almanya’daki seçimlerden sonra Berlin’le ilişkilerin düzeleceğini umduğunu söyledi.
 
Birleşmiş Milletler (BM) 72’nci Genel Kurulu için New York’ta bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve kapsamında ABD Başkanı Trump ile görüştü.
 
Lotte New York Palace Oteli’nde TSİ 22.15’te başlayan görüşme öncesi gazetecilere açıklamada bulunan Trump, “İki ülke ilişkileri, sanırım şu an hiç olmadığı kadar yakın” dedi ve bunda Erdoğan’la kişisel ilişkilerinin önemli rol oynadığını belirtti. Trump, Erdoğan’ın “dünyanın çok zor bir bölümünde” liderlik yaptığını kaydetti.
“Harika bir dostluğumuz var” diyen ABD Başkanı, “Erdoğan arkadaşım oldu” ifadesini kullandı.
 
Erdoğan ise “değerli dostum Donald” diye hitap ettiği Trump’la ABD-Türkiye ilişkileri, bölgesel gelişmeler ve dünyadaki diğer konuları ele alma fırsatı bulmayı ümit ettiğini söyledi. Erdoğan, “Ben de bu fırsatı yakaladığımız için kendilerine özellikle çok çok teşekkür ediyorum” dedi.
 
Yaklaşık 50 dakika süren görüşmeye Türk heyetinden Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç, BM Daimi Temsilcisi Feridun Sinirlioğlu ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da katıldı.
 
İki lider arasındaki görüşmede bölgesel meselelerin çözümü için işbirliğinin geliştirilmesi ve bütün terör örgütleriyle mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi hususlarında mutabık kalındığı açıklandı. Cumhurbaşkanlığı’nın açıklamasında, Trump ve Erdoğan’ın, Irak Kürt Bölgesi yönetiminin 25 Eylül’de yaptırmayı planladığı referanduma karşı olduklarını ifade ederek böyle bir adımın ciddi sonuçları olacağını vurguladıklarına da yer verildi.
 
“Merkel Türkiye’ye saldırmadı”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump’la gerçekleştirdiği görüşme öncesi ise Reuters haber ajansına röportaj verdi. Erdoğan, Almanya’da pazar günü yapılacak seçimlerin Ankara-Berlin ilişkilerine nasıl yansıyacağına dair soruya, “Benim tabii umudum düzeleceği noktasında” diye yanıt verdi.
 
“Bizim sorunumuz Alman halkıyla değil. Sorun, bazı Alman yetkililerin yanlış davranışları ve Türkiye devletine karşı takındıkları tavırda” diyen Erdoğan, söz konusu siyasetçiler arasında “eskiden dost bildikleri kişiler” de olduğunu belirtti.

Almanya’da Yeşiller partisi ya da diğer sol görüşlü partilerin “saldırmasını önemsemediğini” söyleyen Erdoğan, “Onların karakterinde var” ifadesini kullandı.
Erdoğan, “Dikkat edin bu süreç içerisinde Merkel çok daha önemli bir politika gütmüştür. Ve Merkel herhangi bir saldırıya girmemiştir” dedi.(Kaynak:DW)
 
ha-ber.com

İran'dan füze kabiliyeti ve orduyu güçlendirme hamlesi

İran’dan füze kabiliyeti ve orduyu güçlendirme hamlesi

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ve varılan nükleer anlaşmayı hedef alan sözlerine İran’dan karşılık geldi. Cumhurbaşkanı Ruhani, ülkesinin ordusunu ve füze kabiliyetlerini güçlendireceğini açıkladı.
 
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani cuma sabahı yaptığı açıklamada İran’ın ordusunu ve balistik füze kabiliyetini güçlendireceğini açıkladı.
 
1980-1988 yılları arasındaki İran-Irak savaşının başlangıcının yıldönümünde başkent Tahran’da düzenlenen bir askeri geçitte konuşan Ruhani’nin konuşması İran devlet televizyonunda yayınlandı.
 
Cumhurbaşkanı Ruhani, “Siz isteseniz de istemeseniz de, caydırma için gerekli olan ordu kabiliyetlerimizi güçlendireceğiz” şeklinde konuştu. Ruhani, “Yalnızca füzelerimizi değil, hava, kara ve deniz kuvvetlerimizi de güçlendireceğiz. Biz mevzubahis ülkemizi savunmak olduğunda bunun iznini hiçkimseden almayız” dedi.
Ruhani ayrıca, Tahran’ın “Yemen, Suriye ve Filistin’in ezilmiş halklarını” desteklemeye devam edeceğini de kaydetti.
 
“Ezilmiş halkları destekleyeceğiz”
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada İran nükleer anlaşmasına eleştiriler yönelten ABD Başkanı Donald Trump, anlaşmayı ülkesi için bir “utanç kaynağı” olarak tanımlamıştı. İran’ı “ekonomik açıdan tükenmiş bir haydut devlet” olarak tanımlayan Trump, ülke için “kanlı rejim” ve “yozlaşmış diktatörlük” ifadelerini de kullanmıştı.
AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un yanı sıra Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Trump’ın söz konusu tutumunu eleştirerek İran nükleer anlaşmasından çekilmenin hata olacağı ve anlaşmanın korunması gerektiği mesajını vermişti.(Kaynak:DW)
 
ha-ber.com

Iraklı Kürtler bölünmüş durumda

Iraklı Kürtler bölünmüş durumda

Kuzey Irak’ta pazartesi günü bağımsızlık için sandık başına gidilecek. Çoğu seçmen ayrılmadan yana olsa da bazıları da ‘hayır’ oyu kullanmayı düşünüyor. DW, Kürt seçmenin nabzını Süleymaniye’de yokladı.
 
“Hayır oyu kullanmak kolay değil” diyor Süleymaniyeli 27 yaşındaki gazeteci Ali Faraj. “Her Kürt bağımsız bir devlet ister” diye de ekliyor. Dolayısıyla onun düşüncesine göre 25 Eylül geldiğinde, Kürtlerin çoğunluğu bağımsızlığa “evet” diyecek. Ancak Faraj’a göre, Mesut Barzani muhaliflerinin kalesi sayılan Süleymaniye’de pek çok insan referandumun ertelenmesinden yana, “Belki 2019’a kadar ertelenmeli ki iyi hazırlanmak içi yeteri kadar zaman olsun” diyor.
 
Bağımsızlık “şu an için çok tehlikeli”
Bağımsız bir devlet Faraj’ın hayali olsa da şu an için çok tehlikeli buluyor. Ekonomideki kötü duruma dikkat çekiyor, bunun referandum sonucuna etkisi olabileceğini belirtiyor. Ayrıca Irak merkezi hükümeti ile İran ve Türkiye gibi komşu ülkelerin olumsuz tepkilerinin göz önünde bulundurulması gerektiğini söylüyor. Bu ülkelerin sınırlarını kapatma tehdidinde bulunduğunu ve Iraklı Kürtlerin çoğunun bu ülkelerle ticaret yaptığını hatırlatıyor. Bağdat yönetiminden Başbakan Haydar el İbadi’nin referandumu yasadışı ilan ettiğini ve asker göndermekten bahsettiğine dikkat çekiyor. Irak’ta Anayasa Mahkemesi pazartesi günü referandumun askıya alınmasına karar vererek Barzani üzerideki baskıyı artırmıştı.
Çoğu İran tarafından desteklenen Şii milisler şimdiden Irak merkezi hükümeti ile IKBY arasında tartışmalı olan bazı bölgelerde harekete geçerek buralarda referandumun yapılmaması için faaliyette. Kürt yönetimi Kerkük başta olmak üzere bazı tartışmaları bölgeleri de referanduma katmayı planlıyor.
Faraj’ın referandumun ertelenmesi fikrinin en önemli nedeni Kerkük, çünkü orada Kürtler büyük çoğunlukta değil. “Eğer orada bazı Kürtler ‘hayır’ oyu verirse, o zaman şehri sonsuza dek kaybederiz” diye düşünüyor. Faraj, Kerkük’ün birçok Kürt için Kudüs niteliğinde olduğunu ve gelecekteki başkentleri olarak görüldüğünü söylüyor.
Bağdat yönetiminin misilleme olarak Kürt bölgesinde havalimanlarına sivil uçakların inmesini engelleyebileceği, bankaları kapatabileceği Faraj’ın altını çizdiği diğer muhtemel sonuçlar. İnsanlardaki asıl endişenin ise Şii milislerin saldırma ihtimali olduğunu söylüyor ve uluslararası toplumun yardım etmesini istiyor.
Süleymaniye’de bir yardım örgütünde yöneticilik yapan 69 yaşındaki Abdullah Sabir ise çoğu Kürt’ün endişeli olduğunu belirterek “Yüzyıllık müzakere bir aylık savaştan daha iyidir” diyor.
Ailesinin savaş çıkarsa “nereye kaçarız” endişesinde olduğunu anlatan Sabir, “Sınırlar kapatılır, Bağdat’a gitmek tehlikeli, kapana kısılırız” diye yakınıyor.
 
Bağımsız ama daha yoksul?
İran ve Türkiye’nin sınırları kapatma ihtimaline karşı bir çok insan yiyecek stoku yapmaya başladı. Gündemdeki bir başka bir sorun ise kamu çalışanlarının yaklaşık iki yıldır ekonomik daralmadan ötürü eksik maaş alması. Petrol fiyatlarındaki düşüş ve IŞİD’e karşı verilen savaş da bunda etken.
Dolayısıyla Sabir, “Mideler boşsa bağımsız Kürt devleti ne işe yarar?” diye soruyor. “Beni kimin yönettiği önemli değil, sadece düzgün bir yaşam istiyorum” diyen Sabir, “hayır” oyu kullanacağını açıklıyor.
Referandum adımını, Mesut Barzani’nin lideri olduğu Kuzey Irak’ın en büyük partisi Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) atmıştı. Parti bir süredir başkent Erbil’de ve bölgenin önemli kentlerinden Dohuk’ta Barzani’nin de katıldığı rengarenk bayrakların etrafı kapladığı ‘evet’ kampanyasını yoğunlaştırdı. KDP’nin zayıf olduğu Süleymaniye’de ise böyle bir manzara yok. Sadece araç konvoyları dolaşarak “evet” oylarını artırmaya çalışıyor.
“Şimdi Hayır Zamanı” adıyla ortaya çıkan kampanyanın da pek aktif olduğu söylenemez. Bu zaten resmi bir hayır kampanyası değil. Zaten hiçbir şekilde kimse resmen bir “hayır” kampanyası yürütmüyor, zira her Kürt’ün el üstüne tuttuğu bir hayale karşı durmak oldukça hassas bir durum.
Yine de Süleymaniye’de büyük çoğunlukla “hayır” oyu bekleniyor. Ekonomik sorunlar, elektriğin günde sadece yedi saat verilmesi ve üç günde bir suların kesilmesi Süleymaniyelilerin KDP hükümetini hedefe koymalarının başlıca nedenleri.
 
Referandum ertelenecek mi?
“Şimdi Hayır Zamanı” kampanyasını yürütenler fazla bir çalışma içerisinde olmadıklarını, çünkü referandumun iptal edilmesini beklediklerini söylüyor. ABD, İngiltere ve Birleşmiş Milletler referandumun iptal edilmesi çağrısında bulunarak Barzani’ye alternatif sundu. Referandum sürecine giden sorunların çözümü için Bağdat’la müzakerelerin rayına oturtulması için aracı olacakları sözünü verdiler. Bağdat’ın IKBY’ye düşen bütçe payında kesintiye gitmesi, petrol gelirlerinin paylaşımı ve tartışmalı bölgelerin kaderi çözüm bekleyen başlıca sorunlar. Ancak Barzani referandumla ilgili çağrılara şu ana kadar olumlu yanıt vermedi, 25 Eylül’de oylamanın yapılmasında kararlı olduklarını bildirdi.
35 yaşındaki Zorabi Gazi’ye göre temel politikalarda Kürdistan bölgesindeki partilerin bile kendi aralarında uzlaşamamasının bile “hayır” oyu vermek için yeterli neden. İki yıl aradan sonra referandum kararını yasalaştırmak için toplanan IKBY parlamentosunun son oturumunu iki parti boykot etmişti. Toplanda milletvekillerinin üçte biri oylamaya katılmadı.
 
İngilizce öğretmenliği yapan uluslar arası ilişkiler eğitimi alan Gazi bu yaşananlara dikkat çekerek “Partiler arasında işbirliğine ihtiyacımız var. Bütün partilerin katılımıyla bir ittifak olsaydı o zaman ‘evet’ oyu kullanırdım. Ancak bu pek olacak gibi değil” diye konuşuyor. Ona göre bu sağlıklı bir referandum olmasa da sandıktan bağımsızlık yönünde sonuç çıkacağını düşünüyor. Kendisini gibi düşünenlerin “hayır” diyeceğini ya da boş oy atarak mesaj vereceğini belirten Gazi, “Bütün Kürtler bağımsızlığı desteklese de ücretler, demokrasi ve ifade özgürlüğü gibi konulardaki şikayetlerini dile getirme ihtiyacındalar” diyor.
 
Gazi, Barzani’nin referandumu ertelemesini beklemiyor. Diğer yandan Faraj, 25 Eylül’e kadar her ihtimalin olduğunu düşünüyor “Barzani iyi bir teklif alırsa, bence erteler. Ama sorun şu ki biz Barzani ne istiyor bilmiyoruz” sözlerini dile getiriyor. Barzani’nin amacının kişisel olduğunu ifade eden Faraj, “Başarısızlığa uğrasa bile Kürtleri bağımsızlığa taşımaya çalışan kişi olarak tarih kitaplarına geçmeye çalışıyor” düşüncesinde.(Kaynak:DW)
 
ha-ber.com

 

Irak ve Suriye parçalanmamalı

Irak ve Suriye parçalanmamalı

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, IKBY’nin referandum kararına ilişkin, “Biz, Irak’ın, Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanayız. Irak ve Suriye parçalanmamalı.” dedi.
 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) 25 Eylül’de düzenlemeyi planladığı referanduma ilişkin, “Biz, Irak’ın, Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanayız. Irak ve Suriye parçalanmamalı. Bu atmosferde, hele hele bir referandum, bölgede bir Kürt-Arap çatışmasına yol açabilir ve daha kanlı olayların oluşmasına yol açabilir. Dolayısıyla herkesi sağduyuya davet ediyoruz. Başta Barzani’yi sağduyuya davet ediyoruz.” dedi.
 
Kılıçdaroğlu, Habertürk’te katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.
 
“Tezkere için TBMM’nin olağanüstü toplantıya çağırılması” sorulan Kılıçdaroğlu, “Bölgedeki çalkantı derinleşerek devam ediyor. Dolayısıyla tezkerenin önemi ortadan kalkmış değil. Yeni bir tezkere getirecekler. Tabii içeriğini bilmeden bir yorum yapmak doğru değil.” yanıtını verdi.
 
“Eski tezkerenin aynısı gelirse ne dersiniz?” sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, eski tezkereye “evet” dediklerini hatırlattı. “Farklı bir tezkere bekliyor musunuz?” sorusuna Kılıçdaroğlu, şu cevabı verdi:
 
“Onu bilmiyorum, yarın Milli Güvenlik Kurulu toplantısı var. Milli Güvenlik Kurulu toplantısından sonra hangi kararlar alınacak, kamuoyuna nasıl bir açıklama yapılacak onu bilmiyoruz. Önümüzdeki süreç içerisinde bakacağız, değerlendireceğiz.”
 
“Biz, Irak’ın, Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanayız”
“Irak’ın kuzeyinde yapılacak referandumu nasıl değerlendirdiği” sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
“Biz, Irak’ın, Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanayız. Irak ve Suriye parçalanmamalı. Bu atmosferde, hele hele bir referandum, bölgede bir Kürt-Arap çatışmasına yol açabilir ve daha kanlı olayların oluşmasına yol açabilir. Dolayısıyla herkesi sağduyuya davet ediyoruz. Başta Barzani’yi sağduyuya davet ediyoruz. Ortadoğu’nun zaten yeteri kadar sorunu var. Bütün bu sorunlar ortada dururken, sorunları çözmek bir yana, sorunları derinleştirmek için atılacak her adım bölge için felaket olabilir. O nedenle biz doğru bulmuyoruz.”
 
“Esad 2 hafta içinde gidecekti”
“Hükümet hangi dengeyi okuyamadı?” sorusuna Kılıçdaroğlu, “Siz, Suriye’yi karıştırıyorsanız, Rusya’nın Suriye’deki rolünü iyi bilmeliydiniz. Bilmediler. Ne oldu? Esad 2 hafta içinde gidecekti. Esad geldi kazandı, 4 milyon Suriyeli de Türkiye’ye geldi. Siz gidebildiniz mi? Hayır. Bir şey söyleyebildiniz mi? Hayır. Göreceksiniz yakında Esad’a gidecekler, yalvaracaklar tıpkı Putin’e yalvardıkları gibi. ‘Gel barışalım, şunu, bunu yaptık ama artık ortam biraz değişti, barışalım.’ diyecekler. Bunlar olacak. Bu iki yüzlü politika değil midir?” yanıtını verdi.
 
“Amerika’nın tavrını asla doğru bulmuyoruz”
“ABD’nin PYD/YPG’ye silah vermesinin” sorulduğu Kılıçdaroğlu, “Amerika’nın tavrını asla doğru bulmuyoruz. Siz terör örgütünün uzantısı bir başka örgüte ağır silahlar verirseniz, hatta silahlandırırsanız bu bölgeyi felakete götürür. Felaket bir şey. Niçin silahlandırıyor Amerika bütün bunları? Ortadoğu’da yeni bir harita çıkarmak için. Bu, bugün söylenmiyor, yıllardır söyleniyor. Peki bu ülkenin yöneticileri yıllardır bilinen bu gerçeğe karşı hiç düşünmediler mi ‘Ya bizi Ortadoğu’ya niye soktular?’ Kendi ayağımızla kendi kuyumuzu kazdık. Çünkü özgür iradeleri yoktu bunların. İrade başka tarafa ipotekti. Çünkü kendi iktidarlarını başkalarına borçluydular.” yanıtını verdi.
 
ha-ber.com
 

Almanya'da Türkçe derslerine engel  çıkartıyorlar

Almanya’da Türkçe derslerine engel  çıkartıyorlar

Türkiye’nin Berlin Büyükelçiliği Eğitim Müşaviri Yıldız, “Türkçe derslerinin önüne değişik bahanelerle engeller çıkartılması düşündürücü ve endişe vericidir” dedi.

Türkiye’nin Berlin Büyükelçiliği Eğitim Müşaviri Cemal Yıldız, Almanya’nın başkenti Berlin’de Türkçe derslerinin önüne değişik bahanelerle engeller çıkartılmasının  düşündürücü ve endişe verici olduğunu söyledi.

Yıldız, Başkonsolos Yardımcısı Erdinç Evirgen ile Türkiye’nin Berlin Başkonsolosluğunda düzenlediği basın toplantısında, ülkede 40 yıldan beri Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) öğretmelerince okullarda verilen  Türkçe derslerine son dönemde bazı ilçe belediyeleri tarafından yeni düzenlemeler getirildiğini bildirdi. 

Bu zamana kadar Alman eğitim otoriteleriyle çok olumlu ve verimli iş birliği içinde olduklarını vurgulayan Yıldız, bu yıl eğitim ve öğretim yılının başlamasına iki hafta kala Mitte Belediyesinden, sınıflar için 27 bin 400 avro kullanım ücreti alınacağına ilişkin bir yazı gönderildiğini kaydetti.

Yıldız, Friedrichshain-Kreuzberg Belediyesinin de 1 Ağustos’ta bu yönde bir bildirimde bulunduğunu ve 28 Ocak 2018’den sonra sınıf kullanım ücreti talep edildiğini söyledi.

 Mitte Belediyesinin bu kararı ilçenin bina kullanım yönetmenliğine dayandırdığını, Kreuzberg ilçesinin de söz konusu Türkçe derslerinin okul yönetimi tarafından sunulan derslerin dışında olduğu yönünde gerekçe gösterdiğini ifade eden Yıldız, Mitte Belediyesinde 17 okulda, 571 öğreniciye şu an Türkçe dersi veremediklerini belirtti.

Bu durumu pedagojik sıkıntı olarak gördüklerini ve eğitim yılı  başlamasına kısa süre kala böyle bir cevapla karşılaşmalarının kendilerini üzdüğünü dile getiren Yıldız, “Türkçe derslerinin önüne değişik bahanelerle engeller çıkartılması  düşündürücü ve endişe vericidir.” diye konuştu. 

“Vatandaşlarımız rahat olsun”
Yıldız, ülkede, birden fazla dil bilmenin faydalarının her platformda vurgulandığını ancak Almanya’da yaşayan, çalışan, vergi veren ve ülkenin kalkınmasına katkıda bulunan velilerin taleplerine karşılık verilmediğini kaydetti.

“Bu tutumunun daha sonraki yıllarda yaygınlaşmasından endişe ediyoruz.” diyen Yıldız, belediyelerin kararına itiraz ettiklerini aktardı.
Eğitim Müşaviri Yıldız, Almanya’daki Türk çocuklarının hem kendi dillerini hem de başka dilleri öğrenmesi için büyük çaba sarf ettiklerini belirterek, “Devletimiz her aşamada halkımızın ve vatandaşlarımızın bu taleplerini karşılamak için elinden gelen çabayı gösterecektir. Bu konuda vatandaşlarımız rahat olsun.” diye konuştu. 

Ülkeler arasındaki ilişkilerin zaman zaman gerilebildiğine, zaman zaman da rahatladığına işaret eden Yıldız, “Biz eğitimciyiz ve biz eğitimin siyasi konulara kurban edilmemesini düşünüyoruz.” ifadesini kullandı.

Cemal Yıldız, Berlin’de diğer belediyelerin ise Türkçe’nin, okulların sunduğu dersler kapsamına girdiği ve burada kamu yararı bulunduğu gerekçesiyle sınıf kullanımını ücretsiz vereceklerini ifade ettiklerini söyleyerek, sadece söz konusu iki  belediyenin durumu farklı yorumladığına dikkati çekti.

Almanya genelinde eğitim çağında toplam  600 bin Türk kökenli çocuğun bulunduğunu, Türkiye’den gelen 505 MEB öğretmeninin ulaştığı öğrenci saysının ise 37 bin civarında olduğunu anlatan Yıldız, Berlin’de 2016-2017 eğitim yılında 55 MEB öğretmeninin yaklaşık 4 bin  öğrenciye ders verdiğini bildirdi. 

ha-ber.com/Orhan Önaldı

Nürnberg MÜSİAD Alman Milletvekili adaylarını buluşturdu

Nürnberg MÜSİAD Alman Milletvekili adaylarını buluşturdu

CSU, FDP ve Yeşiller Milletvekili adayları, Türkiye’nin Avrupa politikasını tekrar gözden geçirmesini, Almanya’nın da Müslümanlara karşı yapılan kışkırtmalara karşı önlem alınması gerektiğini söylediler.

Türkiye’nin Bavyera için ekonomik açıdan çok önemli olduğunu belirten adaylara Müsiad birer hatıra plaketi verdi
Kısa adı MÜSİAD olan Nürnberg Müstakil Sanayici İş adamları Derneği Kuzey Bavyera, 24 Eylül 2017 Pazar günü yapılacak olan Federal Meclis seçimleri öncesi Alman siyasi partilerinden aday olan Nürnberg Milletvekili adaylarını buluşturdu.

Federal Meclis için partilerinden ilk defa Milletvekili adayı olan Sebastian Brehm (CSU), Katja Hessel ve Sascha Müller’in (Die Grünen) konuşmacı olarak katıldığı toplantının modaratörlüğünü MÜSİAD Yönetim Kurulu üyesi Avukat Uğur Yılmazel yaptı. Seçim öncesi adayların kendini ve partisinin seçim programını tanıtma imkânı bulduğu toplantıya, MÜSİAD üyeleri, CHP Kuzey Bavyera Birliği Yönetim Kurulu üyeleri, Nürnberg Uyum Meclisi üyesi Hediye Erdem, FDP Herzogenaurach İl Başkan Yardımcısı Bülent Ekrem, IGMG Bölge Başkanı İsmail Satır ile birlikte Türk ve Alman davetli katıldı.

MÜSİAD’ın Gostenhofer Hauptstr. 35 adresindeki yeni yerinde gerçekleşen toplantının açılış konuşmasını yapan Kuzey Bavyera Bölge Başkanı Emin Bayram, Türk kökenli seçmenlere „ Mutlaka seçimlere gidin ve oyunuzu kullanın. Oyunuzu kullanırken de kimlere oy vereceğinize çok dikkat edin “çağrısında bulundu. Programın başında öz geçmişini tanıtan adaylar kendilerine yöneltilen soruları cevaplandırdı.  

Katja Hessel (FDP):
FDP hükümete gelirse Vergi Sistemi kolaylaşacak. DP olarak bu ülkenin ekonomisi için 24 saat çalışan işverenin yoğun işinin arasında bir de maliye için fazla zaman ayırmasına izin vermeyeceğiz. Sınırları kontrollü şekilde açmamız gerekiyor. Çalışmak isteyen Suriyeli de burada kalabilmeli. Kalifiyeli eleman için eğitim şart. FDP olarak Almanya ile Türkiye arasındaki politik gerilimin diyalog ile çözülmesinden yanayız. Türkiye, Bavyera için ekonomik açıdan çok önemli bir partner ülke. 

Sebastian Brehm (CSU):
Vergi Sistemi’nde bir değişiklik yapılmasına karşıyız. İyi çalışan sistem sonucu toplanan fazla paranın küçük ve orta büyüklükte iş yerlerine destek amaçlı geri verilmesinden yanayız. Ayrıca bu vergiden toplanan paralar devlet borcuna, eğitime, sağlığa ve ulaşıma aktarılıyor. Vergi Oranında indirime gidilmiş olsa kasada para olmayacağına göre tüm bu saydıklarımıza kim para ödeyecek? CDU/CSU olarak bombalara maruz kalan Suriyelilere kucak açmaya devam edeceğiz. Bunu birlikte yapacağız. Almanya’ya çalışmak için gelen göçmenlere evet. Devleti yolmak için gelenlere hayır. Suç işleyenin bu toplum içerisinde yeri yok. Onun yeri demir parmaklıkların arkası. Bu ülkede her insan ibadetini özgürce yerine getirmeye devam edebilmeli. Aşırı sağın ne Almanya’da ne de Türkiye’de yeri yok. Türkiye, tarihler boyu bizim dostumuz. İki ülke ülke arasında yaşanmakta olan politik kriz, sert söylemler hem toplumlar arası kardeşliğe hem de ticari ilişkilere zarar vermekte. Bizim Gastarbeiter dediğimiz Türk dostlarımıza, savaştan çıkan Almanya’ya büyük katkı sağladıkları için ve Türk devletine de savaştan kaçan Suriyelilere AB ile birlikte yardım elini uzattığı teşekkür etmemiz gerekir. Savaş nedir, aç ve susuz kalmak nedir? Biz çok iyi biliriz.

Sascha Müller (Die Grünen): 
Sadece Almanya’daki işverenler bu ülkeye vergi ödememeli. Bu ülkeye ürün satan dev şirketlerde sattığı ürün karşılığında Almanya’ya vergisini ödeyebilmeli. Birikmiş paraların köprü ve yol inşaatlarında, eğitimde kullanılmasından yanayız. 50-60 senelik köprüler çökmek üzere. Almanya bir göçmen ülkesidir. Bunu artık kabul etmemiz gerekir. Almanya göçmenler konusunda adaletli davranmıyor. Dün gelen Suriyeli hemen iş bulurken iyi bir eğitim almış bir Afgan genci maalesef iş bulamıyor. Ayrımcılığa son verilmesi gerekir. Burada yaşayan her insana eşit şartlarda davranılmalı. Türkiye Avrupa politikasını tekrar gözden geçirmeli. İnsan Hakları Değerlerini tekrar gözden geçirmeli. Almanya ise Müslümanlara karşı yapılan kışkırtmalara karşı sert önlem almalı.

ha-ber.com/Taner TÜZÜN / NÜRNBERG

Macaristan Türkleri yatırıma çağırıyor

Macaristan Türkleri yatırıma çağırıyor

Macaristan’ın Ankara Büyükelçisi Gábor Kiss ve Kayseri Fahri Konsolosu Osman Şahbaz, ” AB’nin orta yerinde Macaristan’da birçok bölge yüzde 50’ye varan teşvikler var” dedi.

AB içerisinde en cazip fırsatlar barındıran Macaristan’a yatırım yapmaya davet ediyorum
Türkiye ve Macaristan arasında tarihten gelen geçmiş ortak bağlarımızın bulunduğunu ifade eden Büyükelçi Gábor Kiss, ” Tayaş Yönetim Kurulu Başkanı Şevket Taycı, Yönetim Kurulu Üyesi Harun Taycı ve Finans Müdireniz Yüksel Uçkun ile sene başında Ankara’ya gelerek Macaristan Büyükelçisi olarak şahsımı ziyaret ederek, Macaristan’daki cazip yatırım imkanlarını sizlere geniş bir şekilde anlatmıştım.


Bugün de davetiniz üzerine Kayseri Fahri Konsolosumuz değerli dostum Osman Şahbaz Bey ile fabrikanıza iade i ziyarette bulunuyoruz. AB içerisinde en cazip fırsatlar barındıran Macaristan’a yatırım yapmaya davet ediyorum. Gayrimenkul diğer AB ülkelerine göre çok daha cazip fiyatlarla alabilirsiniz. Turizm alanında her yıl hızlı artan bir büyüme izliyoruz. Enerji, savunma sanayi, gıda, tarım, çevre, otomotiv, otomotiv yan sanayi ve turizm alanlarında yatırım ve ortak iş birliği yapabiliriz. Macaristan’da Türk yatırımcısının sayısını artırmak istiyoruz. AB’de nitelikli işgücünü en ucuz bulup çalıştırabileceğiniz ülkeyiz. Her türlü destek ve yardıma hazırız” dedi.

Kocaeli Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde Tayaş Gıda Sanayi Fabrikası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Kazım Taycı ise,” Tayaş Gıda fabrikamızda Sayın Büyükelçi Gábor Kiss ve Sayın Fahri Konsolos Osman Şahbaz’ı ağırlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz. 1965 Yılında Konya Ereğli’de kurulan, bugünkü 1000 kişinin çalıştığı modern tesislerimizden dünyanın 115 ülkesine ihracat gerçekleştiriyoruz. Dünyanın tüm bölgelerindeki uluslararası gıda sertifikalarının tamamına sahibiz. Geçtiğimiz yıl 62 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Türkiye’nin en büyük 5. ihracatçısıyız. 2017 Yılı ihracat hedefimiz 75 milyon Amerikan doları olacaktır. Avrupa’da Polonya veya Macaristan’a üretim fabrikası kurmayı planlıyoruz. Bize yatırım konusunda göstermiş olduğunuz bu yakın ilgiden dolayı sizlere müteşekkiriz” dedi.

Budapeşte’den 3- 5 saatlik otomobil yolculuğu ile AB’nin birçok başkentine ulaşabiliyorsunuz
Macaristan Fahri Konsolosu ve Türk Macar İş adamları Derneği (TÜMİŞAD) Başkanı Osman Şahbaz ise, ” Türkiye ve Macaristan arasında karşılıklı kazanç odaklı, yakın dostluk ve kardeşlik temelinde oluşturulmuş birçok anlaşmamız bulunmaktadır. Macaristan ile 3 Milyar dolara dayanmış dış ticaretimizi artırmamızı her toplantıda Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan bizlere hatırlatıyor. Orta Avrupa’da kavşak olarak nitelendirilebilecek bir konuma sahip olan Macaristan’ın Başkenti Budapeşte’den 3- 5 saatlik otomobil yolculuğu ile AB’nin birçok başkentine ulaşabiliyorsunuz. Önerim, Kayseri’den çok değerli bir yatırımcımızın daha önce çok cazip teşvik ve kolaylıklar sağlayan Dr. Ákos Kriza’nın Belediye Başkanlığı yaptığı ve Kayserimizin kardeş şehri olan Miskolc kentine yatırım yapmanızdır.” dedi.

Kocaeli Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde Tayaş Gıda Sanayi Fabrikası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Kazım Taycı, Yunus Taycı, Teknik Müdür Adnan Akbay ve diğer yetkililer ziyarette hazır bulunda. Ziyaretin ardından fabrikadaki üretim bantları, depolama alanları, laboratuvarlar ve ar-ge merkezi gezildikten sonra heyet fabrikadan ayrıldı.

ha-ber.com

Avusturya: Balkan rotası kapalı değil

Avusturya: Balkan rotası kapalı değil

Avusturya hükümeti AB içinde mültecilerin yeni kaçış rotaları konusunda uyarıda bulundu. Avusturya Savunma Bakanı, gizli kontroller yapıldığını açıkladı.
 
Avusturya Savunma Bakanı Hans Peter Doskozil, Welt gazetesine verdiği demecinde Macaristan ve Makedonya’nın AB dış sınırlarında güvenlik önlemlerini artırmasının ardından, son dönemde mültecilerin Balkan güzergâhında yeni kaçış yolları kullandığını söyledi.
 
Doskozil, “Son günlerde birçok mültecinin, örneğin Yunanistan ve Sırbistan üzeninden gelenlerin artık Slovakya hattı üzerinden kuzeye doğru ilerlediğini gözlemliyoruz” ifadelerini kullandı.
 
Polis ve Avusturya askerlerinin bu yüzden Slovakya sınırına yakın bölgelerde gizli kontrol ve aramalar yaptığını belirten Avusturya Savunma Bakanı, “Balkan rotasının tamamen kapandığını söylemeyiz” şeklinde konuştu.
 
Doskozil, Avusturya’da bu yıl şimdiye kadarki 12 bin mülteci başvurusunun 8 bininin Balkan rotası üzerinizden Avusturya’ya gelenlere ait olduğunu söyledi.
 
Almanya’da firari mülteci arayışı
Avusturya’nın yanı sıra Almanya’da da kaçak göçle mücadele için yapılan kontrollerde son olarak Brandenburg’un doğusunda Polonya üzerinden Almanya’ya giriş yapan Türkiye plakalı bir TIR’da gizlenmiş 51 kişiyi tespit etti. Ancak araçta bulunan Irak ve Suriyeli olduğu tahmin edilen kişilerin akıbeti belirsizliğini koruyor. Söz konusu kişilerin polis kontrolünün hemen ardından olay yerinden kaçtığı belirtiliyor.(Kaynak:DW)
 
ha-ber.com