Türkçe ve Türk Kültürü dersleri risk altında

Türkçe ve Türk Kültürü dersleri risk altında

T.C. Berlin Büyükelçiliği Eğitim Müşavirliği bir basın bildirisi yayımlayarak, Almanya’nın başkenti Berlin`de MEB öğretmenleri tarafından Alman okullarında sunulan Türkçe ve Türk Kültürü dersleri risk altında olduğuna dikkat çekti.

Eğitim Müşaviri/Eğitim Ataşesi Prof. Dr. Cemal Yıldız’ın konuya ilişkin açıklaması şöyle:

“Berlin’de yaklaşık 40 yıldan bu yana devam eden ve MEB öğretmenleri tarafından Alman okullarında sunulan Türkçe ve Türk Kültürü dersleri risk altında. 
Bu öğretim yılından itibaren Berlin Mitte Belediyesi ve Ocak 2018 tarihinden itibaren ise Friedrichshain/Kreuzberg Belediyesi sınıf kullanım ücreti talep etmektedir.  Mitte ilçesi Belediyesi, okulların açılmasına iki hafta kala Başkonsolosluğa gönderdiği yazıda, 17 okul için yaklaşık 27400 Avro kira ücreti talep etti. Okulların açılmasından bu yana iki hafta geçmesine rağmen ilgili mercilere yaptığımız itirazlar ve görüşmeler sonuç vermedi ve çocuklarımız iki haftadan bu yana Mitte Belediyesi sınırları içindeki 17 okulda Türkçe dersine girememektedir. Söz konusu okullarda 571 öğrenci Türkçe ve Türk Kültürü dersinden mahrum kalmaktadır. 
Eğitim öğretim yılının başlamasına kısa bir süre kala böyle bir talebin gelmesi hiçbir şekilde pedagojik değildir. Velilerimiz ve çocuklarımızı da üzen bu durumun son zamanlarda iki ülke arasındaki artan siyasi gerilimin bir sonucu olduğu yönünde işaretler bulunmaktadır. Eğitimin siyasi çekişmelere kurban edilmesi ve siyasi anlaşmazlıkların faturasının çocuklara çıkarılması kabul edilebilir bir husus değildir.
Çocuklar her iki toplumun da geleceğidir. Berlin’de 300 bin Türk kökenli insan yaşamaktadır. Bazı okullardaki Türk kökenli öğrenci sayısı %70’lere ulaşmaktadır. Özellikle Türklerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerdeki iki belediyenin Türkçe derslerine karşı tutumu manidardır. Bizim çabamız yurtdışında yaşayan çocuklarımızın iyi bir eğitim alması ve bu arada ana dillerini öğrenerek çok dilli yetişmesi yönündedir. Ana dili eğitimi bir eğitim hakkı olup öğretmenlerimiz bu dersleri uzun yıllar önce iki ülke arasında imzalanmış kültür anlaşması ve AB düzenlemeleri gibi uluslararası anlaşmalar çerçevesinde velilerimizin talebi üzerine vermektedir. Çok dilliliğin faydaları her platformda dile getirilirken yerine bir alternatif koymadan, Almanya’da yaşayan, çalışan, vergi veren ve ülke kalkınmasına katkıda bulunan velilerin taleplerine rağmen aniden Türkçe derslerinin önüne değişik bahanelerle engeller çıkartılması düşündürücü ve endişe vericidir. Bu tutum yabancılara karşı olan toplum kesimlerini memnun edecek ve cesaretlendirecektir. Hatta bu tür uygulamalar Berlin’de Mitte belediyesi sınırları dışındaki bazı okullarda başlamıştır. Talep olmasına rağmen okul idaresi keyfi olarak ben artık okulumda Türkçe dersi istemiyorum demektedir. Bu gelişmeleri kaygı ile izliyoruz.
Veli ve öğrencilerimizin beklentisi, Berlin Eğitim yönetiminin konuya el atması ve iki ilçede Türkçe ana dili dersinin engellenmesinin önüne geçmesi yönündedir. 
Basına ve kamuoyuna saygıyla duyurulur. 
Prof. Dr. Cemal YILDIZ
Eğitim Müşaviri/Eğitim Ataşesi “

ha-ber.com

Türkiye mezunları Ürdün`ün başkenti Amman`da buluştu

Türkiye mezunları Ürdün`ün başkenti Amman`da buluştu

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), Ürdünlü Türkiye Mezunlarını başkent Amman’da düzenlenen programla bir araya getirdi. 

Düzenlenen mezun buluşması sayesinde Türkiye’deki üniversitelerde eğitim alarak ülkesine dönen mezunlar aralarındaki diyaloğu geliştirirken Türkiye ile olan bağlarını da kuvvetlendirdi.

YTB tarafından dünyanın dört bir yanında düzenlenen mezun buluşmaları devam ediyor. Bu kapsamda Türkiye’de çeşitli üniversitelerde lisans, yüksek lisans ve doktora düzeylerinde eğitim alarak ülkelerine dönen ve hali hazırda başkent Amman’da ikamet eden 70’e yakın Ürdünlü Türkiye Mezunu düzenlenen törenle bir araya geldi. Amman Yunus Emre Türk Kültür Merkezi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen programa Büyükelçi Murat Karagöz, Konsolos Mücahit Şenol, Yunus Emre Enstitüsü Müdürü Cengiz Eroğlu, YTB Ortadoğu Koordinatörü Mehmet Nedim Aslan, YTB Uzmanı Sevinç Ebru Temel, TİKA Ürdün Koordinatörü M. Sıddık Yıldırım ve Ürdün Türkiye Mezunları Derneği Başkanı Ahmed Zubi katılım sağladı.

TÜRKİYE MEZUNLARIMIZ İNSANİ KÖPRÜMÜZ, GÖNÜL KÖPRÜMÜZDÜR
Ülkeler arası ilişkilerin dinamiklerinin hükümetler, şirketler arasında oluştuğunu ancak son dönemde bu dinamiklerin en güçlü ayağını sivil toplumun oluşturduğunu, sivil toplumun en güçlü unsurlarından birinin de Türkiye Mezunları olduğunu belirten Büyükelçi Murat Karagöz, mezunlarımızın Türkiye ile Ürdün arasında insani köprü ve gönül köprüsü kurduklarını ifade etti. Türkiye’de eğitim görmeyi tercih etmelerinin Ürdünlülerin aslında sadece Türkiye’nin devletine ve halkına değil, eğitim sistemine duydukları güvenin de bir göstergesi olduğunu söyledi.  Ülkelerine dönen Ürdünlü mezunların son derece kıymetli mevkilerde görev almalarıyla bu güvenin boşa çıkmadığını göstermiş olduklarının altını çizen Büyükelçi Karagöz ayrıca mezunlarımızdan daha aktif olmalarını talep ederken, bu doğrultuda yapılacak çalışmalara destek olmaktan mutluluk duyacağını belirtti.

MEZUNLARIMIZA VE MEZUN DERNEKLERİMİZE HER TÜRLÜ DESTEĞİ VERMEYE HAZIRIZ
16O ülkeden 130 bini aşkın Türkiye Mezunu olduğunu ve YTB’nin ilk etapta 30 ülkede mezun derneği kurma çalışması yürüttüğünü söyleyen YTB Ortadoğu Koordinatörü Mehmet Nedim Aslan, Ürdün’ün 3 bin 500’den fazla mezunuyla ciddi bir potansiyele sahip olduğunun altını çizdi. Aslan, bu tarz etkinliklerle 1960 ve 1970’li yıllarda mezun olan Ürdünlülerle 1990 ve 2000’li yıllarda mezun olanların bir araya getirilmesi, iletişim kurmalarının ve tecrübe paylaşımı sağlanmasının amaçlandığını belirtti. Mezun derneği çalışmaları kapsamında İrbid’deki mezunlarla da temasa geçileceğini söyleyen Aslan, bu doğrultuda Ürdün Türkiye Mezunlar Derneği’nin daha fazla mezunu kucaklayan ve aktif çalışmalar yürüten bir yapıya kavuşturulması adına her türlü maddi ve manevi desteği sağlamaya hazır olduklarını ifade etti. 

TÜRKİYE’DEN MEZUN ÜRDÜNLÜLER KENDİLERİNİ TÜRK VATANDAŞI HİSSEDİYOR
Ürdün ve Türkiye arasındaki dostluğun belirleyici unsurlarından olan Türkiye mezunlarına gösterilen ilgiden çok memnun olduklarını belirten Ürdün Türkiye Mezunları Derneği Başkanı Ahmed Zubi ise, kendilerini Türk vatandaşı hissettiklerini, Türkiye’yi evleri olarak gördüklerini ifade etti. Zubi, Ürdün Türkiye Mezunları Derneği’nin katılan yeni üyelerle daha canlı hale geleceğine ve aktif biçimde çalışacağına inandıklarını belirtirken, bu konuda üzerlerine düşen her şeyi yapacaklarının da sözünü verdi.

ha-ber.com

DİTİB ‘den “Cami Hizmetlerinde Verimlilik” semineri 

DİTİB ‘den “Cami Hizmetlerinde Verimlilik” semineri 

Münster bölgesinde DİTİB cami derneklerinde görev yapan din görevlilerine yönelik “Cami Hizmetlerinde Verimlilik” konulu seminer yapıldı.

Din görevlilerine yönelik düzenlenen “Cami Hizmetlerinde Verimlilik” seminer 18-22 Eylül tarihleri arasında Strazburg Diyanet Akademi Merkezi ‘nde yapıldı. 

Seminer; Gelsenkirchen-Horst DİTİB Mevlâna Camii Din Görevlisi Hamdullah Duru’nun Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından Münster Dini Danışma Kurulu Başkanı Yunus Yüksel’in selamlama konuşması ile başladı. 

Dini temel hususlarda birkaç noktaya değinen DİTİB Genel Başkanı Prof. Dr. Nevzat Yaşar Aşıkoğlu, hizmetten önce bilgi donanımın iyi olması şarttır. Din Görevlilerimiz Hz. Peygamberimizin kültürel mirasçılarıdır. O’nun din hizmeti fonksiyonunu üstlenmiş görevlilersiniz “dedi.

Din görevlilerine yönelik yapılan seminerlerde istişarenin müminlerin en önemli vasfı olduğunun altını çizen Aşıkoğlu, toplantının amacı fikir alışverişi açısından konuların müzakeresi ve istişare edilmesi ve istişarenin müminlerin en önemli vasfı ve Kur’an-ı Kerim’in de emri olduğunu söyledi. 

Din görevlilerinin birleştirici ve bütünleştirici İslam şuurunu geliştiren konumda olmaları gerektiğini vurgulayan Aşıkoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Dernekler, görevliler, yöneticiler, eyalet birlikleri, genel merkez gibi bir bütünü oluşturan ve birçok unsuru olan bir camiayız. Burada yaşayan Müslümanlara dini alanda ihtiyaçlarını karşılamada yardımcı olan binlerce gönüllü insanlarımız var. Daha da güzel çalışmalar ve gelişmeler için iş birliği ve koordinasyon kadar, anlayış ve duygu birliği de çok önemlidir. Din hizmetinde din görevlisinin fonksiyonu çok önemlidir. İhlas ve samimiyetle bilgilerimizi birbirimizle paylaşacağız. Ortak akıl ve ortak irade oluşturacağız. Bizler barış dininin, sevgi dinin mensuplarıyız, barış peygamberinin ümmetiyiz. Biz bu görevleri yerine getirirken yaşadığımız toplumun kurallarına, inançlarına da saygıda asla kusur etmedik, etmeyeceğiz. Kendimizi doğru anlatmalı ve doğru tanıtmalıyız. Biz nasıl inanç değerlerimize saygı bekliyorsak, içinde yaşadığımız toplumun değerlerine de aynı şekilde saygı gösteriyoruz. Kültürümüze sahip çıkacağız, değerlerimizi çocuklarımıza öğreteceğiz. Çünkü kültür ve değerleri olmayan toplum yok olmaya mahkumdur. Kültür önemli bir unsurdur, dil ortak bir değerdir, inanç gelenekler örf, adet ve saygının aktarımı önemlidir. Kadınlarımız, gençlerimiz ve çocuklarımız bizim için son derece önemli. Kadınlarımız önemlidir, İslam’ı anlatırken, haccı anlatırken Hz. Hatice’yi, Hz. Meryem’i anlatmalıyız. Almanya’da yeni açılan ilahiyatlarla, Türkiye’deki uluslararası ilahiyat fakültelerine gençlerimizi yönlendirelim, teşvik edelim.” 

Genel Başkan Aşıkoğlu, din görevlilerinin manevi rehberliğinin önemi ve yönetimi üzerinde de ayrıca sunum yaptı. 

Üç gün süren süren seminerde; etkin din eğitimi yöntemleri, cami eğitiminde sınıf yönetimi ve örnek ders anlatımı, manevi rehberlik, Avrupa’da yetişen Müslüman gençlerin din algıları ve beklentileri, İslam fobi ve ayrımcılıkla etkin mücadele yöntemleri gibi konular ele alındı.

ha-ber.com

Tiad’da yeni yönetim

Tiad’da yeni yönetim

Avrupa Metropol Bölgesi Nürnberg Türk-Alman İşadamları ve Akademisyenler Derneği başkanlığına Aydın Yüksel getirildi.

Kuzey Bavyera’da en güçlü derneklerden biri olan Avrupa Metropol Bölgesi Türk- Alman ve Akademisyenler Derneği, olağan kongresinde yeni yöneticilerini seçti. Eski Başkan Erdal Çeç başarılı bir dönemin ardından yerini yeni arkadaşlarına devretti. Yapılan seçim sonucunda TİAD yönetim kurulu şu isimlerden oluştu: 

Başkan Aydın Yüksel,2.Başkan Dr. Neslişah Yılmaz Terzioğlu,3.Başkan Şenol Seçkin, Kasa: Dr. Ali Aydın, Sekreter: Ahmet Can, Yedek üyeler: Suat Zal ve Erdal Çeç. Denetim Kurulu: Başkan Rıza Özlek, üyeler: Erdemir Akçakoyun ve Yıldıray Aydın.

ha-ber.com/Taner TÜZÜN / NÜRNBERG

Türkiye'de bir Alman vatandaşı daha tutuklandı

Türkiye’de bir Alman vatandaşı daha tutuklandı

Türkiye’de tutuklanan Almanlara bir yenisi daha eklenirken, Alman diplomatlar tutuklu gazeteci Deniz Yücel ile insan hakları savunucusu Peter Steudtner’i ziyaret etti.
 
Alman Dışişleri Bakanlığı’ndan bir sözcü Berlin’de yaptığı açıklamada, daha önce gözaltına alınan Türk kökenli Alman vatandaşının 15 Eylül’de hakim karşısına çıkarılarak tutuklandığını belirtti. Sözcü Almanya’nın İstanbul Başkonsolosluğu’nun tutuklu Alman vatandaşını ziyaret etme talebinde bulunduğunu, bu konuda izin verilmesinin beklendiğini kaydetti.
 
Tutuklanan Alman vatandaşı, eşi ile birlikte 10 Eylül’de İstanbul’da gözaltına alınmış, Türk kökenli çiftten kadın serbest bırakılmıştı.
 
Alman Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Almanya’nın İstanbul Başkonsolosu Georg Birgelen’in salı günü Silivri Cezaevi’nde tutuklu olan Die Welt gazetesi muhabiri Deniz Yücel’i ziyaret ettiğini de söyledi. Bir saaten fazla süren görüşmenin yoğun ve iyi geçtiği belirtildi. Sözcü Deniz Yücel’in durumunun cezaevi koşulları gözönünde bulundurulduğunda iyi olduğunu ifade etti.
 
Alman Dışişleri Bakanlığı sözcüsü konsolosluktan bir yetkilinin ise çarşamba günü insan hakları aktivisti Peter Steudtner’i ziyaret ettiğini söyledi. Steudtner’in de durumunun iyi olduğunu söyleyen sözcü, insan hakları savunucusunun Almanya’nın sunduğu destek nedeniyle müteşekkir olduğunu kaydetti. Steudtner 5 Temmuz’da Büyükada’da seminere katıldığı çok sayıda insan hakları savunucusu ile birlikte önce gözaltına alınmış, ardındansa tutuklanmıştı.
 
Dışişleri Bakanlığı sözcüsü nisan ayından beri tutuklu olan çevirmen Meşale Tolu’nun ziyaret edilebilmesi için çalışmaların sürdüğünü söyledi.
 
Alman hükümet sözcüsü Steffen Seibert ise bugün yaptığı açıklamada, Almanya’nın Türkiye’de tutuklu Alman vatandaşlarının serbest bırakılması ve konsolosluk hizmeti sunmak için elinden geleni yaptığını vurguladı.
 
Alman Dışişleri Bakanlığı’nın verilerine göre şu anda Türkiye’deki cezaevlerinde toplam 54 Alman vatandaşı var. Bunlardan 11’i siyasi gerekçelerde tutuklu.(Kaynak:DW)
 
ha-ber.com

Alman Avukatlar Birliğinden Türkiye uyarısı

Alman Avukatlar Birliğinden Türkiye uyarısı

Alman Avukatlar Birliği Başkanı Ulrich Schellenberg, Türkiye’nin artık bir hukuk devleti olmadığını savundu. Schellenberg, artık Alman avukatların tutuklanmasının da mümkün olduğu uyarısında bulundu.
 
Alman Avukatlar Birliği Başkanı Ulrich Schellenberg, Türkiye’de yargı kurumunun içinde bulunduğu koşullardan duyduğu endişe ve memnuniyetsizliği dile getirdi.
Alman haber ajansı dpa’ya konuşan Schellenberg, “Türkiye’de avukatlığın durumu haftadan haftaya kötüleşiyor” dedi. Schellenberg, “Avukatlar müvekkillerinden ötürü gözaltına alınıyor. Bu ‘Bir sanığı savunanın kendisi zaten kötüdür’ demenin haince bir mantığı” şeklinde konuştu.
 
Schellenberg, Türkiye’de sanıkların “avukatlar korktukları için” kendilerini savunacak avukat bulamaması gibi vakalar yaşandığını da sözlerine ekledi.
 
“Bağımsız yargı için bir zehir”
Avukat tutuklamalarının 2017 başlarında da yaşandığını ve uygulanan baskının o dönemde de gözlemlenebilir olduğunu vurgulayan Schellenberg, “Ancak durum son hafta ve aylarda gittikçe artan biçimde kötüleşti” dedi. Schellenberg, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hakim ve savcılar arasında bir “korku sistemi” yaratmaya çalıştığını savundu ve bu durumu “bağımsız yargı için bir zehir” olarak betimledi.

Türkiye’de “farklı düşünenlere uygulanagelen sistematik kovuşturmanın” kendisini tedirgin ettiğini aktaran Schellenberg, “Türkiye artık bir hukuk devleti değil. Bunlar
otoriter yapılar. Masumiyet karinesi yok. Efektif savunma yok. Bağımsız yargı yok” dedi.
 
“Alman avukatlar da tutuklanabilir”
Ulrich Schellenberg, bu şartlar altında avukat-müvekkil görüşmelerinin gerçekleştirilmesinin çok zor olduğunu ve bunun Türkiye’de tutuklu bulunan Almanlar için de geçerli olduğunu dile getirdi.
 
Schellenberg, “Türk makamlarının uyguladığı muamele inanılmaz derecede keyfi. Ve keyfi bir biçimde tutuklanmanızın söz konusu olduğu bir ortamda bu pekala herkesin başına gelebilir” dedi. Schellenberg, bunun aynen Alman gazeteciler gibi Alman avukatların başına gelebileceğini de sözlerine ekledi ve meslektaşlarına işlerini “çok büyük dikkatle” yapmaları tavsiyesinde bulundu.
 
Türk hükümetinin aktardığı bilgilere göre, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra OHAL ilan edilmesinin ardından yaklaşık 150 bin kamu görevlisi görevinden uzaklaştırıldı. Yargı alanında ise 3 bin 800’den fazla hakim ve savcı görevden alındı. Toplamda 14 bin hakim ve savcının olduğu Türkiye’de bu, toplam rakamın dörtte birine tekabül ediyor.(Kaynak:DW)
 
ha-ber.com

Almanya'da aile birleşiminde en çok vize Türklere

Almanya’da aile birleşiminde en çok vize Türklere

Geçen yıl aile birleşimiyle Almanya’ya gelmek isteyen eşlerin yüzde 32’si zorunlu Almanca sınavını geçemedi. Resmi rakamlara göre en fazla vize verilenlerse açık ara Türk vatandaşları.

Federal Alman Meclisi’nde Sol Parti’nin sunduğu soru önergesine federal hükümetin verdiği cevaba göre, geçen yıl aile birleşimiyle Almanya’ya gelmek isteyen yabancı eşler için uygulanan dil sınavında 12 bin kişi başarısız oldu. Bu çerçevede katılımcıların yüzde 68’i sınavı geçerken, yüzde 32’siyse geçemedi.
 
Başarı kotalarının maksimum yüzde 50 başarı oranına ulaşabilen Senegal, Etiyopya, Dominik Cumhuriyeti, Ürdün, Afganistan ve Ganalı katılımcılarda özellikle düşük olduğu kaydedildi.
 
2016 yılının tamamında aile birleşimi kapsamında toplam 46 bin 455 kişiye vize veren Almanya’nın, 2017’nin ilk yarısındaysa 26 bin 176 kişiye vize verdiği belirtildi. Bu rakamlara Almanya’ya sığınan mültecilerin eşlerinin de dahil olduğu kaydedildi.

Aile birleşiminde vatandaşlarına en fazla vize verilen ülkeninse açık ara farkla Türkiye olduğu kaydedildi.
 
Muhalefetten eleştiri
Sol Parti üyesi milletvekili Sevim Dağdelen, söz konusu dil sınavı zorunluluğunu eleştirdi. Dağdelen, “Eşlerin birlikte yaşamasına izin verilmemesi deli saçması” dedi.
Dağdelen, Almanya’nın bu uygulamayla “anayasanın getirdiği evlilik ve aile korumasını” ihlal ettiğini savundu ve uygulamanın sona erdirilmesi gerektiğini söyledi. Dili yurt dışında öğrenmenin zorluğuna vurgu yapan Dağdelen “Almanca en iyi Almanya’da öğrenilir” dedi.
 
Söz konusu uygulama çerçevesinde, Almanya’da yaşayan kişilerin eşlerinden Almanya’ya taşınmadan önce “başlangıç seviyesinde Almanca bilgisine” sahip olduklarını kanıtlamaları isteniyor.
 
Alman vatandaşlarının yabancı eşleri için de geçerli olan uygulamanın istisnasıysa AB vatandaşları ve İsviçre ve Norveç gibi AB’ye “denk” sayılan bazı ülkelerin vatandaşlığına sahip olan iş gücü. Buna ek olarak AB kapsamında geçerli olan serbest dolaşım hakkı dolayısıyla Alman vatandaşlarının yabancı eşleri için de bir istisnai uygulama söz konusu. Bu kişilerin sınavı tekrarlama hakkı bulunuyor.(Kaynak:DW)

ha-ber.com
 

Müslümanlara seçim kitapçığı

Müslümanlara seçim kitapçığı

Almanya’da Müslümanların kime oy vereceğine dair bir genelleme yapılamıyor. Almanya Müslümanlar Merkez Konseyi, Müslüman seçmenlerin karar vermesini kolaylaştırmak için bir seçim kitapçığı hazırladı.
 
Almanya’da 24 Eylül’de yapılacak genel seçimler için hemen tüm siyasi partilerin seçim programlarında ülkedeki Müslüman nüfusu da ilgilendiren farklı başlıklar ve görüşler yer alıyor. Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) çifte vatandaşlığı yalnızca istisnai durumlar için uygun görüyor, Hür Demokrat Parti (FDP) yurt dışından finanse edilen İslam birliklerini eleştiriyor, Sol Parti ise Müslümanların dini günlerinin resmi tatil olarak tanınmasını istiyor. Bunlar partilerin Müslümanları ilgilendiren konulardaki politikaları ve Almanya Müslümanlar Merkez Konseyi, İslam Gazetesi ve Almanya Müslüman Ligi tarafından hazırlanan seçim kitapçığına taşındı. Müslümanların genel seçimler öncesi ilgilenmesi olası konular başörtüsü yasağından Yemen’deki iç savaşa kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.
 
Almanya Müslümanlar Merkez Konseyi bu kapsamda siyasi partilere yanıtlamaları için 15 soru iletti. Sorulardan biri de, “Toplumda Müslümanlara yönelik artan ayrımcılığa karşı partinizin pozisyonu ve talepleri nedir?” oldu. Sosyal Demokrat Parti SPD, kamuda göçmen kökenlilerin sayısını artırmayı isterken, Yeşiller Partisi emniyet ve yargıda nefret suçlarına karşı mücadelede daha donanımlı hale gelinmesini talep ediyor.
 
Ayrımcılık, NSU ve nefret suçları…
Müslümanlar Merkez Konseyi partilere, Nasyonal Sosyalist Yeraltı terör hücresi NSU’nun cinayetlerinden nasıl bir ders çıkarılacağı sorusunu da yöneltti. Liberal Hür Demokrat Parti FDP, tepkisini “güvenlik ve yargı çalışanlarını daha duyarlı hale getirerek” göstermek istiyor. Bu konuda aynı görüşte olan Sol Parti ek olarak aşırı sağ, ırkçılık ve antisemitizme karşı bir gözlem birimi kurulmasını talep ediyor.
DW’ye açıklama yapan Müslümanlar Merkez Konseyi Başkanı Ayman Mazyek, “Bu destekle birçok kişiyi oy vermeye teşvik etmek ve karar vermeleri için de yardım sunmak istiyoruz” diyor. Mazyek halihazırda birçok Müslümanın hangi partiye oy vereceğine karar vermediğini de sözlerine ekliyor.
 
Erdoğan’ın boykot çağrısına alternatif olabilir mi?
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kısa süre önce Almanya’da yaşayan Türkiye kökenlilere, “Türkiye’nin düşmanları” oldukları iddiasıyla Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU), Sosyal Demokrat parti (SPD) ya da Yeşiller Partisi’ne oy vermeme çağrısı yapmıştı. Almanya Müslümanlar Merkez Konseyi Başkanı Mazyek doğrudan dillendirmese de hazırlanan seçim kitapçığının Erdoğan’ın seçim çağrısına karşı bir alternatif de oluşturabileceği düşünülüyor.
Almanya’da 2010 yılında kurulan ve ekonomi, siyaset, medya, bilim ve sosyal alanlardaki Müslümanların bir araya gelmesini hedefleyen bir girişim olan “Zahnräder Netzwerk’in Başkanı Said Haydar’a göre, birçok Müslüman seçmen Türkiye-Almanya ilişkilerindeki gerginliği yakından takip ediyor.
 
Haydar aynı zamanda şu sıralar “Karşılaşmalar otobüsü” (Bus der Begegnungen) ile ülkeyi turlayarak, seçmenlerle bir araya geliyor, onları ilgilendiren konuları görüşüyor. Görüşmelerde, “Gelecekte nasıl bir toplum istiyoruz” sorusu öne çıkarken, Türkiye politikaları geri planda kalıyor. DW’ye konuşan Haydar, halihazırda seçim öncesi siyaseti yapıldığına dikkat çekerek, bu nedenle partilerin gerçek içeriklerini görmenin mümkün olmadığını söyledi. Haydar, “Ancak bizim de kitapçıkta göstermek istediğimiz tam olarak bu” dedi. Said Haydar hazırladıkları seçim kitapçığının partiler üstü olduğunu ve kime oy verileceğini içermediğini vurgulayarak, kitapçık sayesinde farklı Müslüman birlik ve derneklerinde genel seçimin gündeme alındığını belirtiyor.
 
Almanya Müslümanlar Merkez Konseyi 15 soruyu Almanya İçin Alternatif partisi AfD’ye de yolladı ve çok sayıda kez tekrarladı. Ancak verilen bilgiye göre, AfD soruları yanıtlamadı.
 
Pusulada seçim konuları yer alıyor mu?
Peki, seçim kitapçığı Müslümanların normal seçim dönemlerinde ilgilendiği konuların ne kadarını kapsıyor? Almanya’da yaklaşık 1 milyon 500 bin Müslüman seçmen bulunuyor. Yaklaşık üçte ikisini Türkiye kökenliler oluştururken, geri kalanını ağırlıklı olarak Ortadoğu, Kuzey Afrika ve eski Yugoslavya’dan gelen Müslümanlar oluşturuyor. Seçim araştırmacısı Andreas Wüst, Müslüman seçmenlerin taleplerinin, Müslüman olmayan seçmenlerden çok da farklılık göstermediğine ve Müslüman seçmenin de sağlık, eğitim, istihdam yerleri ya da vergi konularıyla ilgilendiğine dikkat çekiyor.
Said Haydar da Müslümanların Almanya’da çok geniş bir ilgi alanına sahip olduğu görüşüne katılıyor. Ancak bu nedenle seçim kitapçığının daha az işe yarayacağını düşünmüyor. Partilere yönelttikleri soruların doğrudan Almanya’daki Müslümanların yaşantılarını ilgilendiren tartışmalar üzerine olduğunu belirten Haydar, kitapçığın siyasi tartışmalardaki boşlukları tamamladığına dikkat çekiyor.
 
Müslümanları ilgilendiren konular tartışılıyor mu?
Zira Müslümanlar için seçimlerde belirleyici olacak konular kamuoyunda fazla tartışılmıyor. İslam konusu her ne kadar tüm seçim etkinliklerinde ve siyasi tartışma programlarında yer bulsa da, daha ziyade göç, iç güvenlik ya da terörizm bağlamında ele alınıyor. Almanya genelinde faaliyet gösteren ve çeşitliliğin hakim olduğu bir toplumdan yana olan Neues Deutschen Organisation girişiminin sözcüsü gazeteci Ferda Ataman, tartışmalarda göçmenlerin sesinin eksik olduğuna dikkat çekerek, “Ülkenin geleceğini ilgilendiren önemli tartışmaların beyaz Almanlar tarafından yürütülüyor olması kabul edilemez” diyor.
 
Said Haydar da bu eleştiriye katıldığını belirtiyor ancak bir Alman vatandaşı olarak muhakkak Müslüman olarak temsiliyete ihtiyaç duymadığını da sözlerine ekliyor. Kendisi için en önemli belirleyicinin, hangi partinin zorlu süreçlerden ülkeyi çıkarabileceği olduğunu söyleyen Haydar, yine bu noktada da seçim kitapçığının önemine dikkat çekiyor.
 
Said Haydar, seçim pusulasının Müslüman olmayan seçmenler için de cazip olabileceğine belirtiyor. “Birçoğumuz mültecilerle bir araya geliyor, birçoğumuz spor kulüpleri ya da işyerlerinde Müslümanlarla birlikte” diyen Haydar, “karşılaşma otobüsünde” de sıklıkla birlikte yaşamın konu edildiğini söylüyor.(Kaynak:DW)
 
ha-ber.com
 

Almanya'dan Hermes garantilerine sınırlama

Almanya’dan Hermes garantilerine sınırlama

Alman hükümeti, Türkiye’ye yönelik ekonomik baskıyı artırma amacıyla Alman şirketlerine yönelik Hermes kredi ve yatırım garantilerine üst sınır getirdi.

Alman hükümeti, Türkiye’de faaliyet gösteren Alman firmalarına yönelik Hermes kredi ve yatırım garantilerini sınırlandırma kararı aldı.
 
Alman Haber Ajansı’nın (dpa) hükümet kaynaklarına dayandırdığı habere göre 2017 yılında Alman şirketlerine yönelik Hermes garantileri 1.5 milyar euro ile sınırlandırılacak. Alman hükümetinin bu adımı, Türkiye’ye yönelik ekonomik baskıyı artırmak üzere attığına dikkat çeken dpa, Türkiye için Hermes garantileri hacminin 2015 yılında 2.1 milyar euro olduğunu, 2016 yılında 1.1 milyar euroya düştüğünü kaydetti.

Hermes kredi ve yatırım garantileri, Alman ihracat şirketlerini yabancı iş ortaklarının ödemeleri aksatması durumunda doğacak zarara karşı korumayı amaçlıyor.
 
İlk altı ayda 680 milyon euro
Dpa’nın verilerine göre 2017 yılının ilk yarısında Türkiye’de iş yapan Alman şirketleri için sadece 680 milyon euroluk Hermes garantisi sağlandı. Haberde Türkiye’nin düşen garanti tutarlarına rağmen, ABD ve Rusya’nın ardından en fazla garanti hacmi tanınan ülke olduğu belirtiliyor.
 
Alman Sanayi Birliği verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 6 bin 800 Alman şirket faaliyet gösteriyor. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 37 milyar euro tutarında. Türkiye, Almanya’nın ihracat yaptığı ülkeler arasında 15’inci sırada yer alıyor.
 
Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel 20 Temmuz’da yaptığı açıklamada Almanya’nın Türkiye politikasını yeniden şekillendirdiğini ilan etmiş ve ekonomik önlemler kapsamında Hermes garantilerinin gözden geçirileceğini söylemişti.
 
Başbakan Angela Merkel de bugün kamu yayıncılık kuruluşu MDR’e yaptığı açıklamada, Türkiye’de tutuklu Alman vatandaşları ile ilgili olarak Türkiye’nin üzerindeki ekonomik baskının artırılabileceği sinyalini vermişti. Merkel Türkiye ile ekonomik ilişkilerin zaten bir süredir sınırlandırıldığına dikkat çekerek, “Ve gerekirse, ki bunu istemiyorum, bunu devam ettireceğiz” demişti.(Kaynak:DW)
 
ha-ber.com
 

Avusturyalıların üçte biri Müslüman komşu istemiyor

Avusturyalıların üçte biri Müslüman komşu istemiyor

AB Temel Haklar Ajansı tarafından AB üyesi 15 ülkede düzenlenen anket, Avusturyalıların yüzde 31’inin “Müslüman komşu istemediğini” ortaya koydu. Almanlar arasındaki oransa yüzde 22.
 

Avrupa Birliği’ne üye 15 ülkede düzenlenen araştırma, Avusturyalıların diğer Avrupa halklarına göre Müslümanlara karşı çekincelerinin daha güçlü olduğunu ortaya koydu.
AB Temel Haklar Ajansı (FRA) tarafından yürütülen araştırmaya göre, Avusturyalıların yüzde 31’i “Müslüman komşu istemediklerini” ifade etti. Bu fikri destekleyen Almanların oranıysa yüzde 22 civarında seyretti.
 
Bu rakam, Almanya merkezli Bertelsmann Vakfı’nın Ağustos ayında yayınladığı “Komşuluk Anketi”nin ortaya koyduğu yüzde 19’luk orana oldukça yakın.
 
Ülkede yaşayan Müslüman sayısının Almanya ve Avusturya’ya göre çok daha fazla olduğu Fransa’da ise ankete katılanlar arasında yüzde 7’lik bir kesim Müslüman komşuya sahip olmaktan hoşnut olmayacağını dile getirdi.
 
AB üyesi ülkelerde toplumun yaklaşık yüzde 4’ünü Müslümanlar oluşturuyor. Bu oran Almanya’da ortalama yüzde 5.8 seviyesindeyken, Fransa’da ise yüzde 7’den fazla. Avusturya’daki oransa Almanya’dakinden düşük.
 
Diğer yandan Almanya ve Avusturya’daki Müslümanların büyük çoğunluğunu Türkler oluştururken, Fransa’dakilerinse çoğunluğu Kuzey Afrikalı.(Kaynak:DW)
 
ha-ber.com