Gün birlikte olma günüdür, ayrışma değil

Gün birlikte olma günüdür, ayrışma değil

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Demokrasi benim için de adalet benim için de herkes için de geçerlidir. Gün birlikte olma günüdür, ayrışma değil. Gün kucaklaşma günüdür, kavga etme günü değil.” dedi.
 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 26 Ağustos’ta başlayan ve 4 gün süren Adalet Kurultayı‘nın sonuç bildirgesini açıklamak için Kocadere köyü kamp alanında yaptığı konuşmada, kurultay boyunca 8 panel gerçekleştirdiklerini söyledi.
Toplam 77 çalıştayın yapıldığı panellere 679 konuşmacının katıldığını, 240 saatten fazla ses kaydının gerçekleştirildiğini anlatan Kılıçdaroğlu, “Hakkı, hukuku ve adaleti, demokrasiyi savunan herkesle, özgürlüğü savunan herkesle, yargı bağımsızlığını savunan herkesle, yaşı, boyu, doğduğu yer, inancı ve kimliği ne olursa olsun 80 milyonla birlikte, hep birlikte gerçekleştireceğiz. Adalete susadık, adalete.” diye konuştu.
 
“Adalet yürüyüşü”
Daha önce de “adalet için” yürüdüğünü dile getiren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
“Yürüdük adalet için. Bugün Adalet Kurultayı’nın dördüncü günü. Her görüşten insanımızı dinledik. Hepsine şükran borçluyuz. Panellerin tümünü izledim. Benim bilgi dağarcığımı hepsi zenginleştirdi. Bizim bilgi dağarcığımızı zenginleştiren bütün akademisyenlere, sivil toplum kuruluşlarına, yöneticilere, siyasilere hepsine şükran borçluyum. Farklı düşünebiliriz ama karşılıklı uygarca oturup konuşmasını öğrenmenin zamanı gelmiştir artık. Çünkü adalet gidiyor, demokrasi gidiyor. Demokrasi benim için de adalet benim için de herkes için de geçerlidir. Gün birlikte olma günüdür, ayrışma değil. Gün kucaklaşma günüdür, kavga etme günü değil. Gün, adaleti hakkı ve hukuku savunma günüdür, sırtımızı dönme günü değildir.”
 
‘Adalet yürüyüşü korku zincirini kırdı’
Adaletin yok edildiği, korku, endişe ve çaresizlik duygusunun toplumu teslim aldığı bir süreçte milyonların adalet için yürüdüğünü aktaran Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
“Adalet yürüyüşü korku zincirini kırdı. Cesaret ve umudu ateşledi. Adalet yürüyüşüyle başlayan süreç adalet arayışının en geniş biçimde konuşulması, tartışılması, sonuçlar çıkarılarak hedefler saptanması için bir kurultay talebini ortaya koydu. Dört gün süren kurultayımız bize demokrasi, adalet ve huzur ekseninde bir siyasi hat çizmiştir. Bu hat Türkiye’nin karanlıktan çıkış hattıdır. Bu hat demokrasi, adalet ve huzur isteyen herkesin ortak hattıdır.”
 
“Devlet, yurttaşlarını huzur, güven ve refah içinde yaşatmakla yükümlüdür”
Kemal Kılıçdaroğlu, adalet mücadelesinin meşru olduğunu vurgulayarak, devletin, yurttaşlarını huzur, güven ve refah içinde yaşatmak yükümlülüğü bulunduğunu, bunun yolunun da adaletten geçtiğini bildirdi.
Adaletten sapan iktidarlara karşı halkın hak, hukuk, adalet ve özgürlük mücadelesinin meşru olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, “Adalet temel bir haktır. Herkes adil bir siyasal-toplumsal düzende yaşama hakkına sahiptir. Devlet kişinin ekonomik, toplumsal ve siyasal düzenden adaletli olarak pay almasını ve yönetime katılma olanaklarını sağlamakla yükümlüdür” değerlendirmesinde bulundu.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, bugün Türkiye’de adalet hakkının sistematik olarak ihlal edildiğini savunarak, şunları söyledi:
 
“Mahkemeler bağımsız ve tarafsız değildir. Millet mahkemelerden umudu kesmiş, siyaset yargıya hakim olmuştur. Hakimler hukuka değil iktidarın beklentilerine göre karar vermektedir. Siyasi planların parçası olarak milletvekilleri tutuklanmakta, bu yolla aslında milli irade hapsedilmektedir. Çözüm, derhal bağımsız ve tarafsız yargı inşa edilmeli, yargıya güven tesis edilmeli, tutuklu milletvekilleri serbest bırakılmalıdır.”
 
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle tamamladı:
 
“Adalet yürüyüşü ile korkunun yerini cesaret, çaresizliğin yerini umut almıştır. Bu kurultay ise buna bir kolektif demokratik güç mahiyeti kazandırmıştır. Katılımcılar tek adam rejimi karşısında çaresiz ve yalnız olmadıklarını hissetmişlerdir. Bugün güçlünün hüküm sürdüğü, güçsüzün süründüğü bir düzen vardır. Bu düzen değişmelidir. Bu düzeni adalet ve huzur talebi ekseninde oluşacak kolektif demokratik güç değiştirecektir. Demokrasi, adalet ve huzur hareketi doğmaktadır. Adalet yürüyüşü ve Adalet Kurultayı daha şimdiden bir büyük demokrasi, adalet ve huzur hareketine dönüşmüştür. Bu hareket çıkış hattının hareketidir. Bu hareket farklılıklar üzerinden değil, ortak noktalar üzerinden tarif edilen bir harekettir. Ortak noktalar demokrasi, adalet ve huzur talebidir. Bu talepleri olan herkese yer vardır. Kayıtsız kalma. Seyirci olma. Bir tuğla da sen koy.”

Arakan’daki katliam
Genel Başkan Kılıçdaroğlu, Kurban Bayram arifesinde Arakan’daki katliama tanık olduklarına işaret etti.
 
Burada Müslümanların katledildiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
“Emin olun içimiz sızlıyor. Bizler çok uzakta bir yerlerde eğer insanlar inançları nedeniyle katlediliyorlarsa hep birlikte o katliamı lanetlememiz gerekiyor. İnsan değerlidir ve insan inançlarıyla, kimliğiyle, yaşam tarzıyla ve değerleriyle insandır. O insana saygı duymak gerekiyor. İnsanları inançları dolayısıyla katletmemek gerekiyor. Bizden binlerce kilometre ötede yapılan bu katliamı da buradan Gelibolu’dan şiddetle lanetliyorum.” 
 
ha-ber.com

'Bağımsızlığa olan aşkımız bugün de 30 Ağustos 1922 günü kadar canlıdır'

‘Bağımsızlığa olan aşkımız bugün de 30 Ağustos 1922 günü kadar canlıdır’
 
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Özgürlük ve bağımsızlığa olan aşkımız bugün de 30 Ağustos 1922 günü kadar canlıdır. Bu ülkenin bütün yurttaşları eşit haklara sahip olarak yaşayacak.” dedi.
 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, özgürlük ve bağımsızlık aşklarının 30 Ağustos 1922 günü kadar canlı olduğunu belirterek, “Bu ülkenin bütün yurttaşları eşit haklara sahip olarak yaşayacak, adalet hakim olacak ve iktidar da halka saygı duyarak, halka hesap vererek görevini yerine getirecektir” ifadelerini kullandı.
 
Kılıçdaroğlu, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı.
 
Ebedi Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde 30 Ağustos günü zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz’un Türkiye’yi özgürlüğe kavuşturan altın bir sayfa olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, bu zaferde milletin “Ya istiklal ya ölüm” diyerek çıktığı yolda hedefine ulaştığını ve asla tutsak yaşamayacağını bütün dünyaya gösterdiğini hatırlattı.
 
“Bu zaferle halkımızın yaktığı adalet ışığı daha mazlum milletlerin de tutsaklık zincirlerini kırarak özgürlüğe kavuşmasına ilham vermiştir.” ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
 
“Özgürlük ve bağımsızlığa olan aşkımız bugün de 30 Ağustos 1922 günü kadar canlıdır. Bu ülkenin bütün yurttaşları eşit haklara sahip olarak yaşayacak, adalet hakim olacak ve iktidar da halka saygı duyarak, halka hesap vererek görevini yerine getirecektir. Bağımsızlığın ve özgürlüğün teminatı adalettir. ‘Ya istiklal ya ölüm’ diyen ruh, adalet mücadelesinin daimi ateşidir. Bu duygu ve düşüncelerle başta Kurtuluş Savaşı’nın önderi, Cumhuriyet’in banisi Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimize rahmet diliyor, demokrasi ve özgürlük kahramanlarına şükranlarımı sunuyor, halkımızın 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı coşkuyla kutluyorum.” 
 
ha-ber.com

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 30 Ağustos Zafer Bayramı mesajı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 30 Ağustos Zafer Bayramı mesajı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “30 Ağustos Zaferi, milletimizin canından daha aziz bildiği vatan topraklarında bağımsız yaşama iradesinin tüm dünyaya ilanıdır.” dedi.
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında, aziz Türk milleti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki Türk vatandaşlarıyla Büyük Zafer’in 95. yıl dönümünü idrak ettiklerini belirtti.

Türkiye ve dünyanın dört bir köşesindeki milyonlarca vatandaşın 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı yürekten kutlayan Erdoğan, ülkenin bu gururlu gününde heyecanlarını paylaşan tüm dostlara en kalbi şükranlarını sundu.
 
Türk milletinin 1919’da Samsun’da Gazi Mustafa Kemal’in liderliğinde başlattığı İstiklal Mücadelesi’nin tüm yokluk, yoksulluk ve imkansızlıklara rağmen 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesi’yle zafere taşındığını anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:
 
“30 Ağustos Zaferi, milletimizin canından daha aziz bildiği vatan topraklarında bağımsız yaşama iradesinin tüm dünyaya ilanıdır. Bu zafer, siyasi ve sosyal sonuçları itibariyle tarihe yön vermiş, emperyalistlere karşı İstiklal Savaşı yürüten birçok mazlum halka ilham ve umut kaynağı olmuştur. Türkiye, tıpkı 95 yıl önce olduğu gibi, ekonomik ve siyasi bağımsızlığına yönelik tehditleri, saldırıları ve sabotaj girişimlerini bertaraf etme konusunda aynı kararlılığını muhafaza etmektedir. FETÖ, DEAŞ, PKK, PYD gibi eli kanlı terör örgütlerine karşı hukuk, adalet ve demokrasiden taviz vermeden sürdürdüğümüz amansız mücadele, bu konudaki hassasiyetimizin en bariz örneğidir.”
 
Erdoğan, Türkiye’nin bu mücadelesiyle hem kendi vatandaşlarının can güvenliğini sağladığını hem de küresel güvenliğe ciddi katkıda bulunduğuna işaret etti.
Türkiye’nin gelecek dönemde de bekasına yönelen tehditleri kaynağında etkisiz hale getirmeye devam edeceğini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:
 
“Şüphesiz bu zorlu süreçte en büyük güç kaynağımız ‘tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek devlet’ ilkeleri etrafında bütünleşen milletimizin birlik ve beraberliği ile dost ülkelerin desteğidir. Aziz milletimiz, 15 Temmuz darbe girişimi karşısında sergilediği destansı direnişle ‘Ya istiklal ya ölüm’ tercihiyle baş başa bırakıldığında neleri göze alabileceğini göstermiştir. Türk Milleti, o gece 250 şehit ve 2 bin 193 gazi pahasına sadece darbe teşebbüsünü bertaraf etmemiş, aynı zamanda ülkesine, demokrasisine ve özgürlüğüne sahip çıkma iradesini de ortaya koymuştur. Çanakkale’yi geçilmez kılan, Kurtuluş Savaşı’mızı zafere taşıyan, son olarak da 15 Temmuz gecesi tüm ülke sathında ayağa kalkan bu iradeyle ülkemiz, her türlü zorluğun üstesinden gelecek güç ve kapasiteye sahiptir. Nitekim darbe girişimi ve terör saldırıları başta olmak üzere yaşadığımız onca badireye rağmen, son bir yılda ekonomide, yatırımlarda ve ileri demokrasi yolunda elde ettiğimiz başarılar, bunun en açık ispatıdır. Bu vesileyle bir kez daha Cumhuriyetimizin banisi, Büyük Taarruz’un Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal’i ve dava arkadaşlarını minnetle yad ediyor, tüm şehitlerimize ve gazilerimize Allah’tan rahmet diliyorum. 30 Ağustos Zafer Bayramı’mız kutlu olsun.”
 
ha-ber.com

Büyük Zafer'in 95. yıl dönümü

Büyük Zafer’in 95. yıl dönümü

Ulusal Kurtuluş Savaşı, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın, 26 Ağustos 1922’de sabaha karşı verdiği emirle başlattığı Büyük Taarruz ve 30 Ağustos’ta ”Başkomutanlık Meydan Muharebesi”nin kazanılmasıyla sonuçlandı.

Mustafa Kemal, Dumlupınar’da, eşi Latife Hanım ile 30 Ağustos 1924 günü katıldığı ”Meçhul Asker Anıtı”nın temel atma töreninde, zaferin kazanıldığı o günleri adeta yeniden yaşadı.
 
”Tıpkı bugün gibi” dediği konuşmasında, anıtın temelinin atıldığı tepeye 2 yıl önce gelişini ve alevlerin yükseldiği savaş alanını anlatan Mustafa Kemal, ”29/30 Ağustos sabaha karşı”, Garp Cephesi Harekat Şubesi Müdürü Tevfik Bey’in (Bıyıklıoğlu) getirdiği, savaşta son durumu gösteren harita üzerine ”Derhal Fevzi (Çakmak) ve İsmet (İnönü) paşaları” çağırtarak, düşmanı yok edecek yeni emrini verdi.
 
Kendisi de cepheye hareket eden Mustafa Kemal, saatler ilerleyip sonuç alınınca, 31 Ağustos sabahı savaş meydanını dolaştı. Mustafa Kemal, gördüğü manzarayı törende aktarırken, ordunun zaferinin büyüklüğünü, buna karşılık ”hasım ordunun” uğratıldığı felaketin dehşetini ve savaş meydanından toplanan ölülerin, esir kafilelerinin oluşturduğu görünümün ”bir mahşeri” andırdığından söz etti.
 
Gazi Mustafa Kemal, bu anıtın Türk vatanına göz dikeceklere, Türk’ün 30 Ağustos günündeki ateşini, süngüsünü, hücumunu, kudret ve iradesindeki şiddeti hatırlatacağını da kaydetti. ”Yeni Türk Devleti’nin, genç Türk Cumhuriyeti’nin temelinin burada sağlamlaştırıldığını; ebedi hayatının burada taçlandırıldığını” vurgulayan Mustafa Kemal, konuşmasının sonunda gençlere şöyle seslendi:
 
”Gençler! Cesaretimizi takviye ve idame eden sizsiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık meziyetinin, vatan muhabbetinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk; onu ila ve idame edecek sizsiniz. Arkadaşlar, bu gaza ve şehadet diyarını terk ederken, ‘Şehit Asker’i hep beraber hürmet ve tazimle selamlayalım.”
 
ha-ber.com

 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun

 
30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun
 
Genelkurmay Başkanlığı tarafından 30 Ağustos Zafer Bayramı için özel afiş hazırlandı.
 
Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinden yapılan açıklamada, Zafer Bayramı için hazırlanan 2 afişe yer verildi.
 
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafının bulunduğu afişlerde, “30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun” ifadesi kullanıldı.
 
Afişlerden birinde Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının fotoğrafları, diğerinde ise Türkiye haritası üzerine yerleştirilen ay yıldız bulunuyor.
 
ha-ber.com

Macron: Fransız gazeteciyi serbest bırakın

Macron: Fransız gazeteciyi serbest bırakın

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Erdoğan’dan Türkiye’de bulunan tutuklu Fransız gazeteci Loup Bureau’nun serbest bırakılmasını talep etti.
 
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un pazar günü Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir telefon görüşmesi gereçekleştirdiği bildirildi. Görüşmede Macron, Erdoğan’dan Türkiye’de tutuklu bulunan Fransız gazeteci Loup Bureau’nun serbest bırakılmasını ve Fransa’ya dönmesine izin verilmesini talep etti.
 
Görüşmenin ardından Elysee Sarayı’ndan yapılan açıklamada, Erdoğan ve Macron’un Bureau’nun durumuna en kısa zamanda “olumlu” bir çözüm bulmak için bakanlar nezdinde iletişimin sürdürülmesi konusunda anlaştığı bildirildi.
 
İki liderin görüşmesinde ayrıca terörle mücadele, Suriye, Irak ve Basra Körfezi’ndeki durumun da ele alındığı kaydedildi. Macron’un BM Güvenlik Kurulu’nda bir Suriye İrtibat Grubu oluşturulması önerisine Ankara’nın verdiği desteği de memnuniyetle karşıladığı belirtildi.
 
Fransız gazeteci Loup Bureau, temmuz ayında Irak’tan Türkiye’ye giriş yaptığı Habur Sınır Kapısı’nda gözaltına alınmış, daha sonra terör bağlantılı suçlamalar nedeniyle tutuklanmıştı. Bureau’nun üzerinden çıkan, aralarında Suriyeli Kürt YPG’lilerle çekilen fotoğrafların bulunduğu bazı belgeler, tutuklanmasına gerekçe olarak gösterilmişti.(Kaynak:DW)

ha-ber.com

Özdemir: Erdoğan Almanya'ya karşı rehine topluyor

Özdemir: Erdoğan Almanya’ya karşı rehine topluyor

Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cem Özdemir Schweriner Volkszeitung’un pazartesi günkü baskısında yer alan açıklamasında Türkiye’de tutuklu Alman vatandaşlarına değinerek Ankara’ya yönelik daha sert bir tutum izlenmesini talep etti.
 
Almanya’nın Schwerin kentinde yaşayan David B.’nin Türkiye’de yaklaşık 5 aydır tutuklu olduğunun ortaya çıkmasının “Erdoğan rejiminin tüm muhalif seslere karşı vicdansızlığını bir kez gösterdiğini” kaydeden Özdemir, Erdoğan hakkında “Ülkemize karşı rehine topluyor” diye konuştu.
 
Erdoğan’ın sadece sertlik ve paranın dilinden anladığını belirten Özdemir “İşte bunları, vatandaşlarımızın ve Erdoğan rejiminin tüm siyasi tutuklularının serbest bırakılması için kullanmalıyız” diye konuştu.
 
Schulz: Erdoğan’a süre tanınmalı
Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) başbakan adayı Schulz da Pazar günü yaptığı açıklamada Erdoğan’a birkaç haftalık bir süre tanınmasını talep etmişti. Schulz eğer bu süre içerisinde Türkiye’de tutuklu Alman vatandaşları serbest bırakılmazsa Gümrük Birliği görüşmelerinin ve AB üyelik yardımlarının kesilmesini talep etmişti.(Kaynak:DW)

ha-ber.com

CSU lideri: Türkiye'ye parayı kesin

CSU lideri: Türkiye’ye parayı kesin

Alman hükümetinin küçük ortağı Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) Türkiye’ye karşı daha sert bir tutum izlenmesini istiyor. CSU lideri, Türkiye’ye yapılan ödemelerin durdurulmasını istedi.
 
Alman hükümetinin küçük ortağı Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) Genel Başkanı ve Bavyera Eyaleti Başbakanı Horst Seehofer, AB bütçesinden üyeliğe hazırlık kapsamında Türkiye’ye yapılan mali yardımların durdurulmasını talep etti. Seehofer, Alman basınına yaptığı açıklamada, “Ankara’dan yeni bir provokasyonun olmadığı tek bir hafta geçmiyor” diye konuştu. Seehofer “AB üyeliğine hazırlık amacıyla yapılan tüm mali yardımlar bir an önce kesilmelidir” dedi.
 
Seehofer, önümüzdeki yıllarda Avrupa Birliği bütçesinden Türkiye’ye aktarılması öngörülen yaklaşık 4 milyar 200 milyon euronun ödenmemesini talep etti.
 
Kauder: Türkiye Avrupa değerlerinin ışık yılı uzağında
Hristiyan Birlik Partileri Meclis Grup Başkanı Volker Kauder de Türkiye’yi sert bir dille eleştirdi. Kauder, pazar akşamı Berlin’de katıldığı Hristiyan Demokrat Birlik’in (CDU) “din özgürlüğü” konulu etkinliğinde Türkiye’nin Avrupa değerlerinin ışık yılı uzaklığında olduğunu kaydetti.
 
CDU’lu politikacı, Türkiye’de en önemli insan hakı olan din özgürlüğünün bulunmadığını savundu. (Kaynak:DW)

ha-ber.com

Gabriel: Türkiye Avrupa'dan uzaklaşıyor

Gabriel: Türkiye Avrupa’dan uzaklaşıyor

Almanya Dışişleri Bakanı Gabriel, Türkiye’yi Avrupa’dan uzaklaşmakla suçladı. Gabriel, Türkiye’ye karşı olmadıklarını da vurguladı.
 
Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Türk hükümetini Avrupa’dan ve Avrupa’nın temel değerlerinden uzaklaşmakla suçladı. “Türk hükümeti biz Türkiye’den uzaklaşıyormuşuz izlenimi yaratıyor” diyen Gabriel, “bunun doğru olmadığını” söyledi.
 
Sosyal Demokrat Partili Bakan Gabriel, Berlin’de “Hükümetin Açık Kapı Günü” kapsamında düzenlenen toplantıda halkın Türkiye’ye ilişkin sorularını yanıtladı.
 
Gabriel AB müzakerelerine son verilmesine karşı
Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) tam üyelik müzakerelerine son verilmemesi gerektiği konusunda uyarıda bulunan Gabriel, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bunu beklediğini ifade etti. “Bu durumda Erdoğan, Avrupa’nın Türkiye’ye sırtını döndüğüne dair güçlü bir kanıt elde etmiş olur” diyen Gabriel, Erdoğan’ın “bakın bizi istemiyorlar” diyeceğini de sözlerine ekledi.
 
“Türklerin çoğunun Almanya ve Avrupa’ya duydukları sevgi nedeniyle hayal kırıklığına” uğradığını belirten Gabriel, Erdoğan’ın bu Türklerin bu duygusuna hitap ettiğini dile getirdi. Gabriel, Türkiye ile AB arasında yaklaşık 50 yıl süren ve başarısızlığa uğrayan müzakere sürecinden sonra bu duygunun anlaşabilir olduğuna işaret etti. Gabriel, “Erdoğan yaptığı propagandayı bu hayal kırıklığı üzerine inşa ediyor” dedi.
 
Alman Bakan, ‘Türkiye’yi otokratik bir ülke mi yoksa diktatörlük olarak mı değerlendiriyorsunuz?’ şeklindeki soruyu ise “Almanya demokratik olmayan ülkelerle diplomatik ilişkilerini kesmiş olsaydı, Dışişleri Bakanlığı’nda oldukça tasarruf ederdik, ama o zaman da hiçbir etkimiz olmazdı” sözleriyle yanıtladı.
 
“Türkiye’ye karşı değiliz”
“Türkiye’ye karşı siyaset yapmadıklarını” vurgulayan Dışişleri Bakanı Gabriel, “bu hükümet ve yarattığı etki ile sorunları” olduğunu söyledi. Erdoğan yüzünden çok sayıda aydının, gazeteci ve bilim insanının vatansız kaldığını hatırlatan Gabriel, Almanya’nın bu insanlara elini uzatması, onlarla işbirliği yapması gerektiğini kaydetti.

Gabriel, “Erdoğan’ın iç siyasetteki mücadelesini Almanya’ya taşımasını ve insanları biribirine düşürmesini” istemediğinin de altını çizdi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hristiyan Demokrat Birlik, Sosyal Demokrat Parti ve Yeşiller’i “Türkiye düşmanı” olarak nitelendirmiş ve Almanya’daki Türk kökenli seçmene bu partilere oy vermeme çağrısı yapmıştı. Erdoğan’ın bu sözleri Almanya’da tepkiyle karşılanmıştı. (Kaynak:DW)

ha-ber.com

Schulz'dan Merkel'in Türkiye tavrına eleştiri

Schulz’dan Merkel’in Türkiye tavrına eleştiri

Sosyal Demokratların Başbakan adayı Martin Schulz, Başbakan Merkel’in Türkiye’ye yönelik tavrını eleştirdi. Bild am Sonntag gazetesi ise Türkiye’de toplam 54 Alman vatandaşının tutuklu olduğunu yazdı.
 
Sosyal Demokrat Parti Genel Başkanı ve Başbakan adayı Martin Schulz, Başbakan Angela Merkel’i Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın provokasyonlarına karşı tereddütlü bir tavır izlemekle suçladı.
 
Schulz, Alman kamu yayıncılık kuruluşu ARD’ye verdiği röportajda, Türkiye’de tutuklu bulunan ve aralarında gazeteci Deniz Yücel’in de bulunduğu Alman vatandaşlarını kast ederek Merkel’in atıl kaldığına işaret etti. Schulz, Merkel’e “Sayın Erdoğan’ın bizi parmağında oynatmasını daha ne kadar hiç bir şey yapmadan izleyeceksiniz?” diye seslendi.
 
Türkiye’ye karşı sert sözler
Schulz, Türkiye’ye karşı daha sert bir tutum izlenmesi gerektiği mesajını da verdi. Schulz, Türkiye’nin siyasi tutukları serbest bırakmaması halinde, Avrupa Birliği ile Türkiye arasında Gümrük Birliği’nin genişletilmesi için yürüttüğü müzakerelere son verilmesi için Almanya’nın çaba göstermesi gerektiğini ifade etti.

“Ülkemizin suçsuz vatandaşlarının keyfi bir tutum neticesinde Türkiye’deki cezaevlerinde zorluklar yaşamasını kabul etmeyi sürdürebilir miyiz?” diyen Schulz, Alman siyasetinin Erdoğan’ın “bu kabul edilemez tutumuna karşı” tepki göstermesini talep etti. Schulz, Alman tutukluların serbest bırakılmaması halinde, “Türkiye’ye yönelik çok sert önlemleri düşünmek zorunda kalacağız” şeklinde konuştu.
 
54 vatandaşı Türkiye’de cezaevinde
Öte yandan, Bild am Sonntag gazetesindeki haberde, 55 yaşındaki David B. adlı Alman vatandaşının Türkiye’de nisan ayından bu yana cezaevinde bulunduğu belirtildi. Dışişleri Bakanlığı’ndan bugün yapılan açıklamada da, tutuklu bulunan David B.’nin Alman yetkililer tarafından ziyaret edildiği kaydedildi.
 
Gazetede yer alan habere göre, Schwerin’de yaşayan David B. nisan ayında tutuklandı. Haberde, 2016 yılının sonunda Polonya ve Bulgaristan üzerinden Türkiye’ye giden David B.’nin, azınlıklar ve takibata uğrayanlara dikkati çekmek için Kudüs’e gitmek istediği belirtildi. Haberde David B.’nin hangi suçlama ile tutuklandığına ilişkin bilgi verilmedi.
 
Bild am Sonntag’ın haberinde, Türkiye’de 54 Alman vatandaşının cezaevinde bulunduğu, bu tutuklulardan 10’una siyasi suçlamalar yöneltidiği kaydedildi. (Kaynak:DW)

ha-ber.com